Doç. Dr. Fatma Ketenci Gencer, doğurganlık çağındaki kadınlarda yaygın görülen PCOS’un hormon bozukluğu, tanı, tedavi ve doğurganlık üzerindeki etkilerini detaylandırdı.
Polikistik Over Sendromu (PCOS), doğurganlık çağındaki her 10 kadından yaklaşık birini etkileyen yaygın bir hormon bozukluğudur. Yumurtalıklarda küçük kistler, adet düzensizlikleri, aşırı tüylenme, akne ve kısırlık gibi belirtilere yol açabilen sendrom hakkında Doç. Dr. Fatma Ketenci Gencer önemli bilgiler paylaştı.
Doç. Dr. Fatma Ketenci Gencer, PCOS’un metabolik bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın altında yatan insülin direnci ve artmış androjen (erkeklik hormonu) seviyelerinin kıllanma ve sivilcelenmeye neden olduğunu açıkladı. Farklı yaş gruplarında farklı şikayetlerle başvurulduğunu söyleyen Gencer, adölesan dönemde kıllanma ve adet düzensizliği, üreme çağındaki kadınlarda ise kısırlık problemlerinin daha sık görüldüğünü aktardı. Tanı için Rotherham Kriterleri’nin kullanıldığını, ultrasonda çok sayıda olgunlaşmamış yumurtacık görülmesi, artmış sivilcelenme/kıllanma ve düzensiz adet dönemleri gibi üç kriterden ikisinin bulunmasıyla teşhis konulduğunu ifade etti.
PCOS’un kesin bir tedavisi olmadığını, tedavi sürecinin hastanın şikayetlerine yönelik kişiye özel planlandığını vurgulayan Doç. Dr. Gencer, özellikle insülin direncine dikkat çekti. Bu durumun ilerleyen yaşlarda diyabet riskini artırdığını ve gebelik döneminde gestasyonel diyabet ve hipertansiyon gibi komplikasyonlara yol açabileceğini belirtti. Kilo verme, Akdeniz diyeti gibi yaşam tarzı değişiklikleri ve insülin hassasiyetini artıran medikal tedavilerin bu riskleri azaltmada önemli rol oynadığını söyledi.
Doç. Dr. Ketenci Gencer, PCOS hastalarının çocuk sahibi olamayacağı yönündeki yanlış algıyı düzeltti. İnfertilite (kısırlık) problemi yaşanabilse de, ‘PCOS hastası kesinlikle çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirtti. Yumurtlamayı baskılayan insülin direncini yenmenin önemine değinen Gencer, yaşam tarzı değişiklikleri veya insülin hassasiyetini artıran ilaçlarla yumurtlamanın sağlanabileceğini ifade etti. Bu durumda spontane gebeliklerin mümkün olduğunu, yumurta çatlatma tedavilerinin denenebileceğini ve bu yöntemler sonuç vermezse tüp bebek tedavisinin yüksek başarı oranıyla uygulandığını sözlerine ekledi.
PCOS hastalarında ilerleyen dönemlerde insülin direncine bağlı diyabet, kalp hastalıkları, hipertansiyon gibi durumların yanı sıra, östrojen fazlalığı nedeniyle endometrium (rahim iç duvarı) kanseri ve meme kanseri riskinin de bir miktar artabileceğini belirtti. Bu nedenle düzenli doktor takibinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Türkiye’de kadınların yaklaşık %10-13’ünde görülen sendromun yaygınlığına dikkat çeken Doç. Dr. Gencer, yıllık kadın doğum muayenelerinin önemini hatırlattı. Ayrıca, 45-50 yaşlarında anormal ve aşırı adet kanaması gibi belirtilerin asla göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.
Meme sağlığının da önemine değinen Gencer, 40 yaş sonrası tarama prosedürlerinin bu hastalarda biraz daha erken başlayabileceğini söyledi. Kadınların kendi kendine meme muayenelerini yapmaları ve herhangi bir kitle fark etmeleri durumunda acilen hekime başvurmaları gerektiğini önerdi. İnsülin direncini kırmanın en etkili yollarından birinin kilo vermek olduğunu, kilo vermenin tek başına yumurtlamayı geri getirebileceğini ve spontane gebelikleri sağlayabileceğini belirtti. PCOS hastası olmanın çocuk sahibi olmaya engel olmadığını, tüp bebek tedavisinde en başarılı sonuç alınan hasta gruplarından birinin PCOS’lu hastalar olduğunu yineledi.
Tarafsız ve doğru habercilik anlayışıyla en güncel gelişmeleri sizlere sunuyoruz. Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, siyaset, ekonomi, teknoloji ve daha fazlası Gazete Demokrat’ta.
Yorum Yap