Küba, ciddi bir yakıt kriziyle boğuşuyor. Adanın turizm kalbi olan oteller bir bir kapanırken, hükümet enerji tasarrufu için radikal adımlar atıyor. Bu zorlu sürecin ardında ABD’nin uyguladığı petrol ablukası yatıyor.
Karayipler’in incisi Küba, son zamanlarda derinleşen bir yakıt kıtlığıyla pençeleşiyor. Bu enerji darboğazı öyle bir noktaya geldi ki, ulusal basından gelen haberlere göre, ülkedeki bazı oteller kapılarını kapatmak zorunda kaldı. Turistler ise başka tesislere yönlendiriliyor; anlaşılan o ki, adanın turizm sektörü için zorlu günler kapıda.
Küba hükümeti, bu beklenmedik yakıt buhranı karşısında kolları sıvamış durumda. Başbakan Yardımcısı Oscar Perez-Olivia, devlet televizyonunda yaptığı açıklamayla bir kriz yönetim planı duyurdu. Planın temelinde, enerji tüketimini kısmak, turistik tesislerin mevcut kaynaklarını daha verimli kullanmak ve halihazırda devam eden turizm mevsiminden azami düzeyde faydalanmak yatıyor.
Özel Sektöre Yeşil Işık: Özel şirketlerin kendi yakıtlarını ithal etmelerini kolaylaştırmak amacıyla bürokratik engellerin azaltılacağı belirtildi. Bu, krizin hafifletilmesine yönelik önemli bir adım olarak öne çıkıyor.
Gündelik Hayatta Değişim: Sadece turizm sektörü değil, günlük yaşam da bu krizden payına düşeni alıyor. Bazı bankaların çalışma saatleri yeniden düzenlenirken, Havana Uluslararası Kitap Fuarı gibi önemli kültürel etkinlikler de belirsiz bir tarihe ötelendi.
Ulaşım ve Kamu Hizmetleri: Ulaştırma Bakanı Eduardo Rodriguez, iç ve dış hat uçuşlarının süreceğini, havaalanları ve limanların işleyişini sürdüreceğini teyit etti. Ancak genel kamu hizmetlerinde kısıtlamalar, bazı ofislerin kapatılması, üniversitelerde ders saatlerinin yeniden düzenlenmesi ve uzaktan çalışma sistemine geçiş gibi radikal tedbirler alındı.
Benzin Satışlarına Kısıtlama: Devlet medyası, dövizle çalışan benzin istasyonlarının açık kalacağını, ancak kişi ve araç başına en fazla 20 litre yakıt satışının yapılacağını duyurdu. Bu, bireysel tüketimi kontrol altına alma çabasının bir göstergesi.
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, bu yakıt krizinin köklerine inerek Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) uyguladığı petrol ablukasına işaret etti. 6 Şubat’ta yaptığı çarpıcı açıklamada, “Geçen aralık ayından bu yana dışarıdan hiç yakıt alamadık. Bir büyük gücün, küçük bir ülkeye karşı bu denli saldırgan ve suç niteliği taşıyan bir politika benimsemesi kınanmalıdır. Bu, bizi tamamen boğmak anlamına geliyor. Direnmezsek ne yapacağız, teslim mi olacağız?” sözleriyle adeta meydan okudu. Bu ifadeler, Küba’nın uluslararası arenadaki duruşunu ve yaşadığı sıkıntının boyutunu gözler önüne seriyor.
Küba’nın günlük yaklaşık 110 bin varil petrol ihtiyacı bulunuyor. Ancak Venezuela’nın 2025’te bu ihtiyacın ancak 30 bin varilini karşılayabildiği belirtiliyor. Geri kalan büyük açığın nedenlerinden biri ise ABD’nin uyguladığı yaptırımlar.
Eski ABD Başkanı Donald Trump, 30 Ocak’ta Küba’ya petrol satan veya sağlayan ülkelerden gelen tüm mallara gümrük vergisi uygulanmasını öngören bir kararname imzalamıştı. Beyaz Saray, bu kararın Küba’nın “zararlı eylem ve politikalarına” karşı ABD’nin ulusal güvenlik ve dış politika çıkarlarını korumayı hedeflediğini savunmuştu. Trump, ilerleyen günlerde Küba liderleriyle petrol tedariki konusunda görüşmelerin başladığını duyursa da, Küba yönetimi bu iddiayı kesin bir dille yalanlamıştı. Bu karmaşık diplomatik düğüm, Küba halkının yakıt krizinin nedenlerini derinleştiriyor ve çözüm arayışlarını daha da zorlaştırıyor.
Tarafsız ve doğru habercilik anlayışıyla en güncel gelişmeleri sizlere sunuyoruz. Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, siyaset, ekonomi, teknoloji ve daha fazlası Gazete Demokrat’ta.
Yorum Yap