7 Şubat 2012’deki MİT Kumpası, FETÖ’nün Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni hedef alan ilk büyük operasyonuydu. Yargı ve emniyetteki uzantılarıyla MİT’i PKK ile ilişkilendirmeye çalışan örgütün sinsi planı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın müdahalesiyle suya düştü. Peki bu karanlık senaryo nasıl başladı, nasıl önlendi ve sonrasında neler yaşandı? İşte 14 yıl önce yaşananların detaylı dökümü.
Türkiye siyasi tarihinde kara bir leke olarak yer eden ve FETÖ’nün devlete yönelik sinsi planlarının ilk büyük adımı sayılan “MİT Kumpası”nın üzerinden tam 14 yıl geçti. 7 Şubat 2012’de yaşanan bu olay, Paralel Yapı’nın ülkenin yönetimini ele geçirme hırsını ve bunun için ne kadar ileri gidebileceğini gözler önüne serdi. O gün, sadece bir soruşturma değil, aynı zamanda milli iradeye ve devletin güvenliğine yönelik organize bir saldırı teşebbüsü yaşandı.
FETÖ, Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi sahte soruşturmalarla TSK’yı hedefe koyarken, 2012’de bambaşka bir cephe açtı: Milli İstihbarat Teşkilatı. Bu hamlenin ardında, hükümetin o dönem PKK/KCK’yı bitirme hedefiyle başlattığı “Çözüm Süreci”ni sabote etme arzusu yatıyordu. FETÖ’nün yargı ve emniyetteki uzantıları, MİT’i terör örgütüyle işbirliği içinde gösterme gayretindeydi. Bu kirli oyunun merkezinde ise dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan vardı.
Dönemin İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcıları Bilal Bayraktar ve Sadrettin Sarıkaya, bir PKK/KCK soruşturması bahanesiyle hareket geçti. Soruşturmanın hedefinde yalnızca PKK şüphelileri değil, aynı zamanda Hakan Fidan, Emre Taner, Fatma Afet Güneş gibi kilit MİT yöneticileri vardı. Onlar, “PKK/KCK’ya bilerek yardım etme” ve “soruşturmanın gizliliğini ihlal” gibi dayanaksız suçlamalarla ifadeye çağrıldı. FETÖ’cü savcıların niyeti, ifadeye çağırmakla kalmayıp, bu isimler hakkında yakalama kararı çıkarmak ve evlerinde arama yapmaktı. Zamanlamayı ise dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçireceği kritik bir ameliyat gününe denk getirerek, devlet mekanizmasının zaafiyetini fırsata çevirmeye çalıştılar.
Bu sinsi plan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dirayetli duruşu ve hızlı müdahalesiyle suya düştü. Erdoğan’ın ameliyata geç girmesi ve istihbarat görevlileri hakkındaki soruşturmaların izne bağlanmasıyla kumpasın önü kesildi. Fidan ve diğer MİT görevlileri ifade vermeye gitmedi ve devleti koruma refleksiyle anında harekete geçildi.
MİT Kumpası’nın ardından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bu karanlık operasyonda rol alan FETÖ mensupları hakkında derinlemesine bir soruşturma başlattı. Elde edilen bilgiler, FETÖ’cülerin operasyon öncesinde Ankara Kızılcahamam’da gizli toplantılar düzenlediğini ortaya koydu. Bir mahrem imamın itirafı, operasyon talimatının FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’den geldiğini ve ABD’den onay alındığını gün yüzüne çıkardı. Eski bir polis memuru ise Hakan Fidan’ın ifadeye gelmesi durumunda kesinlikle tutuklanacağının planlandığını belirtti.
Şubat 2020’de hazırlanan iddianameyle, elebaşı Fetullah Gülen dahil 34 sanık hakkında dava açıldı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilen iddianamede, 7 Şubat 2012 olayları, “FETÖ’nün, seçilmiş Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni yıkmaya yönelik ilk teşebbüsü” olarak tanımlandı. MİT’in PKK/KCK ile ilişkili gösterilerek operasyon yapılmasının asıl amacının, meşru hükümeti devirmek olduğu vurgulandı.
22 Haziran 2020’de başlayan yargılamalarda, 3 Mart 2021’de önemli kararlar çıktı. Aralarında eski emniyet müdürleri Yurt Atayün, Ali Fuat Yılmazer, Kazım Aksoy ve Ayhan Albayrak gibi isimlerin bulunduğu birçok sanığa “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevini engellemeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları verildi. Ayrıca “nitelikli resmi belgede sahtecilik” gibi ek suçlardan da cezalar yağdı.
Ancak dava burada bitmedi. İstinaf Mahkemesi kararları onasa da, Yargıtay 3. Ceza Dairesi 20 Şubat 2023’te bozma kararı verdi. Bozma gerekçesi, yerel mahkemenin “devlet sırrı” kapsamındaki belgelere erişimi sınırlaması ve bu durumun sanıkların adil yargılanma haklarını ihlal etmesiydi. Yargıtay, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırı hareket edildiğini belirterek, dosyanın yeniden incelenmesi için yerel mahkemeye geri gönderilmesine hükmetti. Yeniden yargılama, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kapalı oturumlarla devam ediyor.
MİT görevlilerini ifadeye çağıran eski savcılardan Sadrettin Sarıkaya, Şubat 2017’de yakalanarak yargı önüne çıkarıldı. Ancak diğer eski savcı Bilal Bayraktar ise hala firari durumda ve adaletten kaçmaya devam ediyor.
Tarafsız ve doğru habercilik anlayışıyla en güncel gelişmeleri sizlere sunuyoruz. Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, siyaset, ekonomi, teknoloji ve daha fazlası Gazete Demokrat’ta.
Yorum Yap