Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı’nda önemli konulara değindi. Emekli aylıklarındaki artıştan gençlere yönelik destek programlarına, Suriye’deki son gelişmelerden terörle mücadeleye kadar geniş bir yelpazede mesajlar verdi. Özellikle bayrağa uzanan kirli ellere karşı net duruşunu vurgulayan Erdoğan, Türkiye’nin birlik ve beraberliğini koruma azmini yineledi.
AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda kürsüye çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Konuşmasında emeklilerden gençlere, Suriye’deki son gelişmelerden terörle mücadeleye kadar pek çok kritik başlığı ele alan Erdoğan, birlik ve beraberlik mesajları verirken, ülkenin geleceğine dair kararlı duruşunu sergiledi.
Başkan Erdoğan, konuşmasının başında meclis çalışmalarının yoğun tempoda devam ettiğini vurgulayarak, AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın milletin emanetine sıkı sıkıya sahip çıktığını belirtti. Muhalefetin “uzlaşmaz” tavırlarına rağmen sabırla hareket ettiklerini ifade eden Erdoğan, CHP’nin “jet sosyetesini” eleştiri oklarının hedefi yaptı.
Erdoğan, “CHP jet sosyetesinin ne millet ne devlet ne de emeklilerimizle ilgili bir derdinin olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu gerçeği bizim gibi milletimiz de biliyor,” diyerek muhalefetin söylemleriyle eylemleri arasındaki çelişkiye dikkat çekti. Belediyelerde işçisine maaş ödemeyenlerin, kendi personeli görev yaparken tatil yapanların emeklilerin sorunlarını çözmekten uzak olduğunu dile getirdi. “Aynı şekilde milletimiz bizim samimiyetimizi, bizim hüsnüniyetimizi, bizim kendisi için elimizden geleni yaptığımızı da gayet iyi biliyor,” sözleriyle de kendi partilerinin millete olan bağlılığını vurguladı.
Konuşmasının önemli bir bölümünü emeklilere ayıran Erdoğan, en düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarılmasını öngören kanun teklifinin Genel Kurul görüşmelerine başladığını müjdeledi. Bu artışın, 2002’deki 66 liraya (40 dolar) kıyasla 480 dolara ulaşacak önemli bir sıçrama olduğunu kaydetti.
Başkan Erdoğan, 2002 Kasım’ında asgari ücretin sadece üçte biri kadar olan en düşük emekli aylığının bugün asgari ücretin %70’ini aştığını belirtti. Emekli sayısının 6,5 milyondan 17 milyona çıkmasına rağmen bu adımların atıldığına vurgu yaptı. Ancak kira ve hayat pahalılığı gibi sorunların farkında olduklarını da ekleyerek, 500 bin sosyal konut hamlesi gibi projelerle çözüm üretme gayretlerini sürdürdüklerini ifade etti.
“Ömürlerinin önemli bir kısmını ülkelerine hizmetle geçirmiş emeklilerimiz bizim başımızın tacıdır,” diyen Erdoğan, bütçe imkanları genişledikçe ve enflasyon düştükçe emeklilerin alım gücünün daha da artacağını söyledi. “Deprem harcamalarımız azaldıkça elimizde daha fazla kaynak olacak,” sözleriyle gelecek için umut verdi. Popülizmden uzak durarak, “Bizim ilkelerimiz, prensiplerimiz var. Türkiye Yüzyılı vizyonumuz var,” diyerek kararlı duruşlarını yineledi.
Erdoğan, gençlere yönelik iki önemli müjdeyi de paylaştı. İlki, burs ve kredi oranlarında yapılan artışlardı. Lisans öğrencileri için 4 bin, yüksek lisans için 8 bin, doktora öğrencileri için 12 bin liraya yükseltilen bu tutarların 2002 yılındaki 45 liralık ödeme ile kıyaslandığında devasa bir gelişim gösterdiğini belirtti.
İkinci müjde ise “Gençliğin Üretim Çağı” (GÜÇ) programıydı. Önümüzdeki üç yılda 3 milyondan fazla genci istihdama kazandıracak 445 milyar liralık bu devasa kaynağın gençlerin nitelikli iş deneyimi kazanmasını, mezun olmadan iş hayatına atılmasını ve sistem dışı kalanların tekrar dahil edilmesini sağlayacağını aktardı. Muhalefeti ise gençleri “istismar etmekle” suçlayarak, “Biz gençlerin yanında oluruz, onlara destek oluruz,” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının dış politika bölümünde Suriye’deki son gelişmelere değinen Erdoğan, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasının Türkiye için vazgeçilmez olduğunu bir kez daha vurguladı. Suriye’nin kuzeyinde “SDG” adı verilen yapının uzlaşmaz tavırları sonrasında Suriye Ordusu’nun yürüttüğü operasyonlara desteklerini açıkladı.
Erdoğan, “SDG adlı yapı, 10 Mart mutabakatına uymadığı gibi işgal ettiği topraklarda sivillere baskı yapmayı sürdürdü,” diyerek örgütün uzlaşmaz tutumunu eleştirdi. Suriye Ordusu’nun Halep ve Fırat’ın doğusundaki illegal unsurlara yönelik operasyonlarını “son derece haklı ve meşru” bulduklarını ifade eden Başkan, Suriye Hükümeti ve Ordusu’nu tebrik etti. Dün varılan ateşkes anlaşmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Temennimiz daha fazla kan akmadan artık bu meselenin kalıcı biçimde çözülmesi,” temennisinde bulundu.
Nusaybin-Kamışlı sınırında Türk bayrağına yönelik alçak saldırıya sert tepki gösteren Erdoğan, “Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız,” diyerek kararlı duruşunu sergiledi. Milli Savunma ve Adalet bakanlıklarının gerekli tahkikatları başlattığını ve ihmali olanların gereğinin yapılacağını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki Kürtlerin durumuna özel bir parantez açarak, “Suriye’deki Kürtler bizim öz be öz kardeşlerimizdir,” vurgusu yaptı. Önceki rejim altında ve terör örgütleri tarafından maruz kaldıkları baskıları hatırlatan Erdoğan, Türkiye’nin her zaman Kürt kardeşlerinin haklarını savunduğunu dile getirdi.
Yeni Suriye Hükümeti’nin ve Devlet Başkanı Ahmed Şara’nın Kürtlerin var olma, dil ve kültürlerini yaşatma haklarını teslim eden kararnamelerini övgüyle anan Erdoğan, “16 Ocak’ta açıklanan deklarasyon Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin Suriye Devleti’ne eşit ve adil katılımını esas alan tarihi nitelikte bir irade beyanıdır,” dedi. Terör örgütünün ise Kürtlerin refahı yerine “kanı, çatışmayı” tercih ettiğini belirterek, terör örgütü ile Kürt vatandaşların kesinlikle ayrılması gerektiğinin altını çizdi.
Erdoğan, “Bizim hiçbir ülkenin topraklarında gözümüz yok. Ama ülkemizin çıkarlarına halel gelmesine de izin vermeyiz,” diyerek Türkiye’nin dış politikadaki kırmızı çizgilerini hatırlattı. ABD Başkanı Trump ile yapılan verimli telefon görüşmesine de değinen Erdoğan, Suriye’nin bütünüyle istikrara kavuşması temennisini yineledi.
Türkiye’deki Kürt vatandaşlara seslenen Erdoğan, “Terör örgütü ayrıdır, benim Kürt kardeşlerim ayrıdır,” diyerek provokasyonlara karşı uyardı. Milletin birlik ve beraberliğini hedef alan oyunlara gelmemeleri gerektiğini, “Terörsüz Türkiye” projesinin kararlılıkla sürdüğünü ifade etti. Suriye’nin istikrara kavuşmasıyla Türkiye ve Suriye halklarının daha güçlü bir kardeşlik bağı kuracağına inancını dile getirdi.
Konuşmasının sonunda, “Türkiye Cumhuriyeti buradayken, bu devlet hamdolsun dimdik ayaktayken kimsenin başka hami aramasına gerek yoktur,” diyerek milli birlik ve beraberliğin önemini vurguladı. “Esas olan bölünme değil, birleşmedir,” diyen Erdoğan, farklı etnik kökenlere sahip tüm vatandaşların İslam kardeşliği şemsiyesi altında birleşerek sorunları çözeceğini kaydetti. Siyasetçileri ve basın mensuplarını sorumlu davranmaya ve nefret iklimine prim vermemeye davet ederek sözlerini tamamladı.
Tarafsız ve doğru habercilik anlayışıyla en güncel gelişmeleri sizlere sunuyoruz. Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, siyaset, ekonomi, teknoloji ve daha fazlası Gazete Demokrat’ta.
Yorum Yap