Oğuz Can Demirören

Oğuz Can Demirören

Meydan

Türkiye'de Ölmek Kolay; Zehirleyenler ve Zehirlenenler

Türkiye'de ölmek ve öldürülmek çok kolaydır. 

Evinizde otururken polis evinizi basabilir, galoş giymesi için bir polisi uyarırsınız bir bakmışsınız, silahını çekmiş vurmuş, ölmüşsünüz. 

Hayatınızı devam ettirmek için para kazanmalısınızdır, Türkiye'de bu normal bir insan gibi yaşamak için daha çok ve daha zor şartlarda çalışmak zorundasınızdır, işe gidersiniz trajik bir 'iş kazasında' ölürsünüz.

Soluklanmak için parka, balkona ya da sokağa şöyle bir çıkarsınız hatta çıkmazsınız, öküzün biri sırf eğlence olsun diye ateş eder ölürsünüz.

Demokratik hakkınızı kullanır bir eyleme katılırsınız, bir gaz bombası kapsülü kadar zaman geçer ve ne olduğunu bile anlamazsınız, meğerse ölmüşsünüz.

Gündüz kalabalığı görünce bir şeyler satmak için debelenen esnaf, gece vakti kan emen vampire dönüşür polisle beraber sizi Eskişehir'in bir ara sokağında döver, ölürsünüz.

Şöyle bir kalabalığa karışayım dersiniz veya eyleme katılırsınız radikal islamcı bir terörist çıkar kalabalığın içinde bomba patlatır ölürsünüz.

Halkı için mücadele ettiğini söyleyen bir başkası çıkar gece işine dönenlerin arasında o da kendini patlatır yine ölürsünüz.

Yılbaşında eğlenmek mi istediniz? Manyak bir radikal islamcı çıkar gittiğiniz mekanı tarar yine ölürsünüz.

Normal bir günde mi eğlenmek istediniz? Barda veya kafede bir koruma veya radikal bilmem ne tarafından öldürülmediyseniz ne mutlu, çünkü bir kadına saldıran izbandutlara durun etmeyin dersiniz bıçaklanarak öldürülürsünüz.

Kar yağdığında kar topu oynarsınız gerizekalının teki çıkar ben esnafım der kalbinizden bıçaklar sizi öldürür. 

Özellikle kadınsanız daha çok ölürsünüz, ahlakı lekelersiniz ölürsünüz, mini etek giyersiniz evrimi tamamlanamamış biri tarafından tecavüze uğrayıp öldürsünüz, ufak bir kız çocuğusunuzdur yine tecavüze uğrayıp öldürülürsünüz. Anlamlı bir eyleme imza atarak beyaz gelinlik giyer ve Türkiye'de yollara çıkarsınız yine tecavüze uğrayıp öldürülürsünüz, minibüse biner tecavüze uğrar, öldürülür, yakılırsınız. Veya bezdiğiniz kocanızdan boşanırsınız yine öldürülürsünüz.

Ölümünüz eğer yeteri kadar tepki toplayabilirse tebrikler, kravatı güzel bir yetkiliden 2 satır açıklama kazanırsınız.

Yeni ölüm ve ölüme yaklaştırma türü, peşkeş çekilen zehirli yemekler

Ancak yaşamınızın en parlak dönemlerinden birinde zorunlu olarak alınan askere gidersiniz, burada mahallenin bakkalının getir götür işlerini yapabilecek kapasitesi olmayan 2-3 kişiden dayak ve azar yer, başka şansınız bırakılmadığı içi yediğiniz yemekten zehirlenirsiniz, hastanelerde sürünür ve ölürsünüz. Vatani görevde teröre karşı şehitlere artık alışmıştık, yaşanan kazalar sonucu ölümlere de öyle...

Birilerine peşkeş çekilecek diye zehirlen kışlaya dönünce dayak ye...

Manisa'da zehirlenen askerlerin açıklamalarına dayandırarak konuşuyorum; hastanede taburcu edildikten sonra kışlaya dönüp yine dayak yiyeceğini söylüyorlar. Diyorlar ki; "Memleketimizi bırakıp geldik buraya, analarımız ağlıyor burada. Şimdi oraya gideceğiz, biz orada dayak yiyeceğiz… Odaya geçip dayak yiyeceğiz. Ceza yiyen biz oluyoruz, dayak yiyen biz oluyoruz. (Omuzu göstererek) Burada iki rütbemiz yok diye…" Sonra diyor eğitim zaiyatı yazacaklar... Vatani görevini yapmakta olan genç bir vatan evladı askerde dayaktan ölmekten korkuyor. Erler dayak yemenin rutin bir şey olduğunu da söylüyor ayrıca, diyorlar ki "Hepsi orada artistlik yapıyor karargahta. Biz acemiyiz, acemi. Hepsi bizi dövüyor burada."

Komutanlar niye zehirlenmedi?

Erler patlama noktasına gelmiş, yemek yemeleri için getirilen tepsilerin pis ve insan gibi yıkanmadığından sabunlu geldiklerini söylüyor, tepsiyi tutamıyorlarmış. Zehirlenenler arasında dikkati en çok çeken tek bir rütbeli olmamasıydı, öğreniyoruz ki onlar erlere zehirli yemekleri yedirirken kendileri konserve yiyorlarmış. Bu yüzden bu kalıp kalıp sabun yiyesice bu komutanlardan zehirlenen olmamasının nedeni buymuş. Ses mi çıkartamadılar yoksa gönülleri buna razı mıydı bilinmez her iki ihtimalde de yozluğun en sağlam delilleri...

Öte yandan Hulusi Akar... 

Sen ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e hakaret eden Yeni AK-İT yazarı bir kadını hastanede ziyaret et, boy boy fotoğraf çekip internet sitesinden yayınla, Hasan Karakaya ölünce 'dik duruşundan' taviz vermedi içeren cümlelerle üzüntünü dile getir, senin başında olduğun kuruma emanet edilmiş vatan evladı ölsün, vatan evlatları hastaneleri doldursun kılını kıpırdatma.

İşte diyorum zehirleyenler ve zehirlenenler...


 

Bu yazı 4265 defa okunmuştur .

Son Yazılar