Oğuz Can Demirören

Oğuz Can Demirören

Meydan

Seçim, CHP ve Kemalpaşa

Muharrem İnce'nin yarattığı dalgalanma ve heyecan ile seçimin kazanılacağını düşünmüştüm. Ancak CHP'nin kısmi yöneticileri ve tabanın bir kısmının sahip olduğu hâletiruhiyeyi bu heyecanla belki unutarak belki de biraz gözardı ederek görmem gereken sonucu tam olarak hissedemedim. 

Tek adama karşı tek bir adam gerçekten başarılı bir seçim kampanyası yürütse de partinin pasifliğini geçen yazıda dile getirmiştim. Artık açıkça söyleyebilirim ki koca örgüt Muharrem İnce'ye sırtını dayayarak seçimin kazanılmasını bekledi. Sonuç olarak kazandığı ise büyük bir mağlubiyet oldu. 

Seçimin kaybedilmesinin nedenleri bana göre oldukça basit. 

Parti çalışmadı. Sadece Kemalpaşa'da değil Türkiye'nin çoğu yerinde çalışmadı. Keza genel başkan da salon toplantılarına tıkılıp kaldı. Sahada çalışma yürütülmedi, tüm parti olduğu gibi Muharrem İnce'ye sırtını dayadı ve "umutla" seçim kazanmaya odaklandı. Ben bu şartlar altında yüzde 22'yi büyük başarı olarak görüyorum. Öte yandan CHP'nin kemikleşmiş oy oranının da yüzde 22 olduğu netleşti. Bu durum CHP'nin yürüttüğü tüm seçim çalışmalarının da yüzde 3 diliminde başarı sağladığını gösteriyor. Yani CHP'nin bu kafa yapısıyla yürüttüğü tüm çalışmalar kemikleşmiş oy oranı göz önünde bulundurulduğunda yüzde 25'i anca geçiyor veya zorluyor. Kısacası değişim şart.

Liyakat kelimesinin halk üzerinde büyük etki sağlayacağını düşünerek sürekli olası iktidar durumunda "liyakat" sistemi uygulayacağız diyen Kılıçdaroğlu ve yönetimi parti içerisinde liyakata uygun davranmadı. CHP'li seçmene dayatılan vekil listeleri alınan bu başarısızlığın en büyük nedenlerinden biridir. Parti emekçileri gözardı edildi, ideolojik olarak zayıf olan isimler ile CHP tabanına sinmeyecek isimler partililere dayatıldı. Bu isimlerin büyük çoğunluğu ünvanını taşıyan değil ünvanın kendisini taşıdığı isimler. Bunu zaten bu dönem Meclis'te göreceğiz.

Seçimin ardından Kemalpaşa'da konuştuğum bir kısım CHP'linin ağzından "Bu halka müstehak", "Hak ediyorlar", "Din propagandasına oy verdiler" ifadelerini ve daha kabalarını duydum. Bu söylemlerin, seçim çalışmasını başarıyla yönetememiş, sahada varlığını hissettirememiş ve seçimi geçen seçimlere göre daha başarısız olarak kaybetmiş bir partinin üyelerinin ağzından çıktığı düşünülünce "Neden bu seçim kaybedildi?" sorusuna bir yanıt verilmiş oluyor.

Bununla paralel olarak CHP'de propaganda Muharrem İnce'nin yaptığını aksine tek taraflı olarak gerçekleşti. Bir CHP'linin bir başka CHP'liye Türkiye'nin sorunlarını ve bunların nasıl çözüleceğini anlatmasının pek bir işe yaramadığı bir daha kanıtlanmış oldu.

Kemalpaşa'da CHP'nin seçim büroları aktif olarak kullanılmadı. Bırak halkı buraya uğramaya teşvik etmek, partililer dahi bu noktalara çekilemedi. Bir kısmı pek açılmadı, merkezi konumda olan seçim bürosunun doluluk oranı ise çok düşüktü. 

Saadet Partisi ve İYİ Parti'ye aşırı güvenildi. Seçimlere yönelik Kemalpaşa'da hiçbir faaliyet yürütmeyen Saadet Partisi bırak Karamollaoğlu için oy toplamayı kendi seçmenini vekil seçimlerinde partiye oy vermeye ikna edemedi. Kemalpaşa'da oy sayımı başladığında SP'li sandık görevlilerinin "satıldık" söylemlerine ve "hepsi Erdoğan'a vermiş" söylemlerine sıkça denk geldim. Bununla beraber en azından yeni kurulmuş bir parti olmanın heyecanıyla diğer partilere nazaran sahada çok daha aktif olarak çalışan İYİ Parti ülke genelinde uygulanan basın ambargosuyla istediği sonucu elde edemedi. 

Halkın sorunlarına sahip çıkılması noktasında sınıfta kalındı. En basit örneğiyle Kemalpaşa'da kentsel dönüşüm noktasında CHP vatandaşın yanında olmadı. Bu durum ve mahalle çalışmalarının zayıflığı/olmayışı Atatürk ve Soğukpınar Mahalleleri'nde CHP'nin aldığı oy oranı bekleneni karşılamadıysa nedeni budur. 

Parti içerisinde çekişmeler yöneticileriyle, üyeleriyle çok fazla yaşandı. Kemalpaşa'da bile ekip dışına taşacak şekilde başka üye ve yöneticilere yönelik kafa koparmak, kelle uçurmak gibi söylemler kullanıldı. Bu noktayı ilerleyen süreçte çok daha sağlam şekilde işleyeceğim.

Kemalpaşa'da AKP'nin bir vekil adayı olduğu gözardı edildi. CHP'linin içine sinmeyecek şekilde dayatılan vekil adaylarının Kemalpaşa çalışmaları Kırkpınar karşısında zayıf kaldı. Bu vekil adaylarının çoğu partililerin içine sinmediği gibi halka da temas edemedi. CHP'nin parti tabanına sinmeyen adaylarının Kemalpaşa'dan 2-3 kişiyle 1-2 dakikalık esnaf ziyaretlerine karşın ilçede tanınmış bir simanın yeri geldiğinde gövde gösterisi yaparak gezmesi bana göre oy kaybında etkin bir faktör. 

CHP'lileri Kemalpaşa'da seçim sürecinde kalabalık olarak gördüğüm iki an vardı. Biri Muharrem İnce'nin mitingi diğeri seçim gecesi.

***
Bunlarla beraber bu süreçten sonra olması gereken yol bence şu şekildedir; 

Kemal Kılıçdaroğlu göreve veda etmeli. Zaten bu vedanın ardından koltuğu bir partili olarak çıktığı Cumhurbaşkanlığı macerasında on yıllardır partisinin geçemediği yüzde 30'u "tek başına" geçen Muharrem İnce alacaktır.

Dayatılan milletvekillerinden dönüş olamayacağı için parti üst yönetimi, parti emekçilerinin içine sinecek isimlerle yeniden oluşturulmalı, partide liyakat sistemi uygulanmalı.

Seçimin kaybedildiği illerin ve ilçelerin yönetimleri yeri geldiğinde öz eleştiri, yeri geldiğinde istifalarını vermeli. 

Cumhuriyet ilkelerinden taviz vermeyecek şekilde halkı ötekileştirmeyen bir dil üslup kullanılmalı. Bu yapıldığında oy oranının arttığının en güzel örneği Muharrem İnce'dir.

En önemlisi nelerin yanlış, nelerin doğru yapıldığı tek tek tespit edilmeli. Hatalardan ders çıkarılmalı.

***

Merak ettiklerim;

MHP oyunu nasıl korumayı başardı?

Pasif vaatlerine ve  berbat ekonomik gidişhata rağmen Erdoğan nasıl referandumdakinden daha yüksek oy alabildi?

Milyonlarca kişinin katılımına ve referandumda hayır demesine rağmen nasıl İstanbul ve Ankara'dan bu şekilde sonuç alındı?

Seçim sonuçları neden bu kadar erken kutlandı?

Muharrem İnce veya Kılıçdaroğlu neden geç saate kadar açıklama yapmadı. Neden Muharrem İnce gece değil de ertesi gün 12'de açıklama yapacağını açıkladı?

***
Her ne kadar başta teorik ardından pratik anlamda eksikliğini gördüğüm için eleştiri yöneltsem de CHP'nin Kemalpaşa'da seçim heyecanını en çok yaşayan, en çok koşturan ve seçim sonuçlarına en çok üzülen kısmının gençlik kolları olduğunu söylememek abes kaçar. 

Bu yazı 1046 defa okunmuştur .

Son Yazılar