Oğuz Can Demirören

Oğuz Can Demirören

Meydan

Kutuplaşma

Yöneticileri suçlayabileceğim kadar suçlamanın ardından biraz da seçmene iğne batırmakta fayda var. 2018 seçimlerinde bir nevi merkez sağ ve merkez sol seçmenin tamamen kemikleşmiş olduğunu, sadece ittifak sistemi çerçevesinde aynı ittifak içerisinde olan partiler arası geçiş yaptığını gördük. 

Bunun en büyük nedenini ben toplumun kutuplaşması olarak görüyorum. Seçimin ardından neredeyse her partinin seçmeniyle konuşmuş olarak gayet açık söyleyebilirim ki, eğitimin kalitesi, patatesin soğanın kilosu, doların kaç lira olduğu, kaç yaşında emekli olunacağı, kimin ne kadar emekli maaşı alacağı, arabanın motorunu mu yapalım, kaputuyla mı kalalım ve benzeri birçok önemli başlık seçmenin oy verme kararını etkilemedi. Seçim öncesi pek fark edemediğim daha doğrusu umursamadığım tınıda seçmen daha çok vitrine odaklandı. Seçim öncesi Muharrem İnce’nin annesi ve kardeşinin baş örtüsüyle ilgili cılız bir şekilde konuşan muhafazakar seçmen, seçim sonrasında daha yüksek sesle bunu devam ettirince bu konuda tereddütüm kalmadı. 

Erdoğan’ın kekli kıraathaneleri komik bir seçim vaadi olsa da, ki gerçekten öyleydi, aslında altında yatan toplum mühendisliği güzel bir fikre dayanıyordu. Hepimizin dikkatini çekmiştir ki Erdoğan’ın seçim vaatlerinin elle tutulur bir yanı yoktu. Ancak sürekli güncellediği seçim vaatlerinin büyük kısmının muhalefetin söylemlerinin yanı sıra kekli kıraathaneleri de içeriyor olması, bunun muhalefet tarafından sakız haline getirilerek her defasında masaya konulması halkın elbet ki ilgisini çekmişti. Çünkü her sokakta en az 2-3 adet olan kıraathaneleri toplum tıkabasa dolduruyor ve seviyordu.

Aslında Erdoğan’ın seçim çalışması basit bir mantığa dayanıyordu. Hatırlarsınız bir televizyon programında Nagehan Alçı’nın karşısına çıkan Muharrem İnce’ye Nagehan Alçı, siz sürekli diplomanızla, okuduğunuz kitaplarla övünüyorsunuz, okuduğunuz üniversite taşra üniversitesi minvalinde bir şeyler söylemişti. Erdoğan’ın etrafında konumlanmış, AKP seçmeninin takip ettiği bu televizyon kanalında, yıllarca hor görülmüş ve iktidar tarafından da hor görüldüğüne inandırılmış  AKP’li bir seçmenin dikkatini çekebilecek bir söylemdi bu. İşte bu tam Erdoğan’ın seçim propagandasının kendisiydi. 

Erdoğan’ın diplomasının varlığıyla ilgili elbet ki konuşmayacağım ancak Erdoğan’ın diploma konusundaki sessizliğinden bahsedebilirim. Erdoğan diploma konusunda sessiz kaldıkça muhalefet tarafından diploma konusunda yapılan tüm açıklamalar AKP seçmenine yansıtıldı. Diploma yok tadında bir açıklama yapıldıkça AKP’ye oy veren seçmen, üzerine alındı, diplomasız olmanın bir eksiklik olduğu şeklinde algıladı/algılatıldı. Kaldı ki “Okur yazarlık seviyesi arttıkça bana afakanlar basıyor” diyen yandaş akademisyeni hatırlarsınız, bu söylem de benim dediğim noktaya çıkıyor. Üniversite mezunu olmanın kişisel gelişim üzerine katkıları elbet ki yadsınamaz. Ancak üniversite bitirmemiş olmak da bir kişiyi ikinci sınıf vatandaş yapmaz. Bununla beraber 2017 referandumu sonuçları incelendiğinde ilkokul mezunlarının yüzde 70’inin “Evet”, üniversite mezunlarının yüzde 61’inin hayır dediği gerçeğiyle yüz yüze kalırsınız. Bu bağlamda AKP’ye ya da Erdoğan’a oy veren seçmen Erdoğan’ın seçim meydanlarında “türbanı yasaklayacaklar” propagandası yaptığında hor görüldüğü düşüncesi tetiklenip partisine ve Erdoğan’a daha sıkı bağlandı. Bununla beraber muhalefetten de o derece koptu. Üstelik bu propaganda şekli şöyle bir geçmişe bakıldığında sürekli uygulandı. 

AKP tarafından oldukça başarılı şekilde kullanılan bu durum (hor gören kesimin söylemlerini kullanarak) seçmeninin muhalefet tarafından hor görüldüğüne ikna etme politikası bu seçimde de tuttu. Dedim ya seçmene de biraz iğne batırmak lazım; seçim öncesi ve sonrası ısrar ve inatla AKP’nin bu politikasını destekleyecek şekilde konuşan CHP’li seçmen (ve hatta bazı yöneticilerin) sayısı az değildi.

Buna somut kanıt olarak şunu söylebilirim; aslında Muharrem İnce’nin aldığı yüzde 30’luk oy CHP’nin alması gereken oy idi. Yani İnce CHP’nin kemik seçmeni ve CHP’ye yakın duran seçmeni ikna noktasında büyük sorun yaşadı. Bunu hem farkında olmadan söylemleriyle hem de seçimde parti çalışması olarak fazla boy göstermeyen CHP tabanı yüzünden yaptı. Erdoğan alttan alta toplumun bir kesiminin zihnine yerleşmiş korkularla iyi oynadı. Bu korku ve tekrar ezilen olma fikri seçmene ekonomiden önemli geldi.

Erdoğan’ın propagandası sadece muhafetin söylemlerini yansıtarak kendi seçmeninin algılarıyla oynayak şekildeydi. 28 Şubat gibi olaylarda mağdur olan ve bunu 16 yıl boyunca sürekli kullanarak ezilenden ezene dönen Erdoğan, yıllar yılı işlediği kindarlığın ve kutuplaştırmanın meyvelerini toplandı. Keza Muharrem İnce’nin başı kapalı annesi ve kardeşinin Muharrem İnce’yle beraber görünmesi AKP seçmeni üzerinde büyük bir şaşkınlık yarattı.

Uzun lafın özü ben Erdoğan’ın seçim döneminde hata olarak yaptığı düşünülen her şeyin planlanarak yapıldığı kanısındayım. Tek bir gerçek hata dışında, Muharrem İnce’ye gariban demişti.

Bu yazı 819 defa okunmuştur .

Son Yazılar