Oğuz Can Demirören

Oğuz Can Demirören

Meydan

Kemalpaşalı Kiraz Üreticisinin Hali

Kemalpaşa'da hemen hemen her yıl kiraz üreticisi aynı sorundan dert yanar: kirazdan umduğu ve hak ettiği parayı alamamak. 

Bu durum benim gözümde Kuzey Yarım Küre'de kiraz üretimi açısından önemli bir merkez olan Kemalpaşa'yı sömürü altındaki bir üçüncü dünya ülkesi statüsüne çeker. 

Kâh Afrika'da elin Avrupalısı orasına burasına taksın diye silahların gölgesinde elmas çıkaran Afrikalılar, kâh elin Amerikalısı cebinde taşısın diye telefon üreten Asyalı çocuklar kâh da iç piyasaya sürülemeyecek kadar değerli olan kirazı Kemalpaşa'da üreten üretici. 

Şaka falan değil, Kemalpaşa'da üretilen birinci kalite kiraz iç piyasaya sürülmeden doğrudan dışarıya gönderiliyor. Güzel halkıma ise aracılar vasıtasıyla üreticiden komik rakamlara alınmış 2. sınıf kirazı 10 liradan 20 liraya kadar fiyatlarla almak kalıyor. Yanlış anlaşılmasın, şu an dolar ve euro rekor üstüne rekor kırarken dışarıya kilosu 13-14 euro veya dolardan aracı vasıtasıyla ihraç edilen kiraz, üreticiden kilosu 7 liraya alınıyor. Bir de düşünün, taşının ki iç piyasada 10 liradan başlayan fiyatlara satılan kiraz üreticinin elinden kaç liraya çıkıyor... Anlayacağınız üretici ne ihracata gönderilen ne de iç piyasaya sürülen kirazdan para kazanamıyor. 

Kiraz yemesi kolay ancak üretmesi kolay mesele değil. Tam bir zahmetler silsilesi. Kemalpaşalı üretici yeri geliyor hava şartlarına bağlı olara gece uyumuyor, yeri geliyor çocuğu çoluğuyla ilgilenmiyor ağaçlarla ilgileniyor, yeri geliyor biz oturduğumuz koltukta terlerken tarlada çapa sallıyor, boğaz açıyor, yeri geliyor poşusunu takıp ilacını atıyor. Gübresine para harcıyor, en son çıkarılan yasayla kendi tarlasından çıkan suya para ödüyor, Fakıbaba'nın 2 lira 35 sandığı mazotunu traktörüne koyup tarla sürüyor, sıpası, sıpacısı, yevmiyecisi, ıvırı zıvırı tonla para ödüyor.

Peki ağacının yaprağına zarar gelse üreticisinin içini acıtan Kemalpaşa Kirazı, nasıl yurt dışında astronomik rakamlara satılıyor da üreticinin elinde komik bir para bırakıyor? Nasıl oluyor da dünyada yabancı ülkelerde satılırken "Kemalpaşa kirazı" olarak hususi olarak belirtilen bu kiraz üreticiyi güldürmüyor?

Kiraz meselesindeki üç kağıt aslında çok basit, çünkü piyasaya hakim olan 3-5 ihracatçının sadece kendi ceplerinin derdine düşüp, alımda düşük fiyatta anlaşmasından öte bir durum yok ortada. Farklı firmalar tarafından üretilen gazozun tadı ve fiyatı bile farklıyken bu ihracatçılar yerelde tuttukları aracının da aracısı olan kişilere sabit fiyat göndererek tek fiyata kaliteli kiraz aldırıyor. Geriye sadece ortaklaşarak fiyatını iyice kırdıkları ve Türk Lirası'yla piyasadan topladıkları birinci kalite Kemalpaşa kirazını, dolar ve euro karşılığı ihraç etmek kalıyor. Sonuç olarak 1 yıl boyunca kirazı bekleyip çocuğunu evlendirecek, üniversite okutacak, ev alacak veya başka bir ihtiyacını karşılayacak üreticinin elinde ihracatçının sıkıştırdığı üç beş kuruş kalıyor.

Devletin üreticiye sahip çıkmaması da işin içine girince, piyasada hakimiyet sağlayan şirketler kârlarını artırmak için tam anlamıyla üreticinin suyunu çıkarıncaya kadar fiyat kırıyor. Kiraz üreticisi bu noktada diğer üreticilerle güçlü bir birlik kuramadığı için durum karşısında alternatif üretemiyor, alternatif üretemeyince de topladığı kirazı maksimum 2 gün içerisinde elden çıkarması gerektiğini biliyor ve taş çatlasa 2 gün bu duruma isyan edip kirazını satmıyor. Ancak 2 gün dolduğunda tekrar bu şirketlere giderek boynu bükük olarak ürününü teslim ediyor, beğenmediği parayı almak zorunda kalıyor.

Dün bir kiraz üreticisinin bana kurduğu cümle şu şekilde; "Benden 7 liraya aldıkları kirazın kilosunu ben bütün yıl uğraşıp 6 liraya mal ediyorum"

Öte yandan kiraz üreticileri güçlü bir şekilde birleşse ve hesap sorsa bunların hiçbiri olmayacak. Hatta bu örgütlülük bir sağlanabilse Kemalpaşa'nın kiraz üreticileri İzmir'in belki de Ege ve Türkiye'nin en büyük kooperatifine sahip olacak. Ne aracısı olacak, ne kiraz alım yerlerinde itiş kakış yaşanacak, ne de bir yıllık emeğin ardından kirazlar tozlu bir kamyonun arkasında yüklenirken elde kalan az parayı nereye harcayacağının kaygısı.

Bu yazı 1317 defa okunmuştur .

Son Yazılar