İsmail Yıldız

İsmail Yıldız

Demokrat Gözüyle

Sayın Çalkaya'ya Yapılan ve Şahsi Tutumum

26 Şubat 2019 - 15:54

Öncelikle şunu belirteyim :

İlçe seçim kurulunun aldığı karar, zaten kınandı, tepki topladı...

İl Seçim kurulunun kararı da zaten, takdir topladı, mağduriyet telafi edildi.
Kutluyorum!

Böylece chp #Balçova üyeleri olarak bizler bu kadar kısa bir zaman diliminde yeni bir tepki ve arayışa itilmemiş olduk.

PEKİ BEN O TOPLANTIDA NEDEN YOKTUM..?

Bir kere sayın başkanın şahsına karşı, hiç bir zaman kinayeli, bir tutumum olmamıştır. Hiç bir zaman kendisinden şahsımın veya ailemin çıkarına en ufak bir talebim olmamıştır. Her karşılaştığımızda karşılıklı hal-hatır sorar, el sıkışır, sohbet bile ederiz..

Sayın başkandan özel bir talebim olsa eminim ki, hiç kuşkusuz bunun için çabalar.

Birbirimize karşılıklı olarak, eleştiri ve muhalefet etme hariç, asla hakaret etmedik.

İlk  dört yıl gençleri, kadınları merkeze alan sosyal boyutlu çalışmaları iyi bir başlangıçtı.. 

Ta ki: Mustafa Moroğlu'nu, ilçe başkanlığına taşımak ve beni de o yönetimde istediği güne kadar her şeyi iyi görünüyordu..

Şahsen kendi açımdan sayın Moroğlu'nun yönetiminde çalışmayı doğru bulmuyordum..

Ben, Sayın Deniz Baykal'ın da genel başkan olduğu o dönemde ilçe başkanlığına aday olmak istemiştim.

Amacımız: Örgütün, halk ile ilişkilere ağırlık vermesini sağlamaktı..

Belediyemizin de kendi alanına konsantre olmasını arzuluyorduk...

Birbiriyle çatışan değil, tamamlayan..

Ancak bir tarafın öteki tarafı içine hapsetmediği, boğmadığı..

Bir tür 'kuvvetler ayırımı veya kuvvetler bileşeni'
örneğini sergilemekti...!!

Maalesef geçen süreç içerisinde,
Balçova ilçe örgütümüz belediye içinde eritilmiştir..

Örgüt, zamanla 'Sosyal demokrat' ilkelerden uzaklaltırıldı..
tamamen bağımlı hale getirildi..

Sosyal amaçlı kurulmuş bütün semtevleri ve  görevlileri..
Yine zamanla, parti ve üyelerin görev ve sorumluluk alanlarına..
Rollerine tamamen hakim olmuşlardır..!

Görünen o ki:

 Partimizin üst yönetimi de bu tarz bir örgütlenmeye hoşgörü ve teşvikle yaklaşmış..
Yapılan bütün kapalı eleştirileri dikkate almamıştır..

Bu sıkıntılara rağmen, bana verilen hiç bir görevi de bu uzun süre içerisinde aksatmadan sürdürdüm..

Gerek başkana gerek partililerimize hiç küsmedim..

Her zaman yanlarında yer aldım..

Partimizin genel başarısını temel aldım..

Daha sonra ikinci kez ilçe başkanlığı adaylığımda da, yine sayın Çalkaya'nın yakın desteğini alan bu günkü ilçe başkanımıza karşı 8-10 oy gibi bir farkla yenilgiye uğratıldım..

Yine küsmedim..
Yine bütün görevleri sonuna kadar yaptım..

'Kişilere belki küsülür ama partiye küsülmez'
Diyerek güler yüzle, hatta kişilere de küsmeden
Sırumluluklarımı bildim...

Özetle :
Muhteşem ilk dört yıldan sonra sayın başkanımız giderek profesyonelleşen bir yol izledi ki, bu 'tarz' a uyum sağlamam artık mümkün değildi..!

Ben her daim vicdanımda tartarak  doğrularını ve yanlışlarını söylemeyi sürdürdüm..

CHP nin kurucu ve kurtuluş iradesinin belirlediği ilkelere uygun davranarak bu günlere gelmeye çalıştım..

PARTİCİLİK BU MU OLMALIDIR...! 

Sadece AKP yi eleştir..
Gözün içeriye kapalı olsun..
Aslolan 'karşı taraf' ın zaaf ve yanlışlarıdır..
Bizde de tıpkı '#kaderci' lerde olduğu gibi :
"#KolKırılsaBileYenİçindeKalsın
İyi 'siyasetçi' Her koşulda, sayısal çoğunluğu sağlayan siyaseti üretene denir..
Ne olursa olsun, Aslolan sonuç almaktır... 
Partililik de tıpkı bir futbol kulübü gibidir..
Oyuncuların, yöneticilerin bütün kusur ve kuraldışı davranışlarını görmezden geleceksin..
Ve ölümüne alkışlayacaksın... 
... Onlar da biz de, geçerli olan aynı Belediye yasaları ile işleri yürütüyoruz..

Bu sistemin üzerine gitmek üzerimize vazife değil.. İşine bak..!

*

PEKİ NEDEN O TOPLANTIYA GİTMEDİM..

'Hangi kademede olursa OLSUN..
Her hangi bir partili en fazla iki dönem kalmalıdır.. 

İstisna ve olağanüstü başarılar açısından başkanların 'devamı'na ise
O bölgenin, ilçenin halkının ezici çoğunluğunun arzusu ve kararı belirleyici olmalıdır..!

Her zaman şeffalığa ve örgütün üye vicdanı ve katılımına fırsat tanınmalıdır..

Eleştiri ve özeleştiri partide doğal karşılanmalıdır..

Mış gibi değil, gerçekten, halkçı ve
'sosyal demokrat' olunmalıdır...

Parti örgütü, ücretlilerin veya belediyede çalışan profesyonellerin hükmünde değil..

Gerçekten bu ideoloji için çabalayan..
Karşılık beklemeyen..

Bütün derdi, aydınlanma yolunda geleceği güvenceye alacak bir devlet yapılanmasına gitmek olan..!

AMATÖR Ruhlu, insanların hükmünde olmalıdır..'

İşte ben bu değerlere inandım, inanıyorum.. 

*

Peki bu koşullar..

16 yıldır sabırla emek verdiğimiz ilçemizde hayat hakkı buldu mu?

Tabii HAYIR..!

Yine de 'siyaseten' o toplantıya gitmeli miydim?

Tabii ki evet de...

Bu sefer işte, ruhum

"OTUR GİTME..!
ARTIK SAVUNDUĞUN DEĞERLERE SAYGI GÖSTERME, ONA UYGUN HAREKET ETME ZAMANIDIR.."!
Dedi

'Siyaset'en de olsa..
Ayaklarım gitmedi be kardeş..
Beceremedim işte...!

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Kadir Aksel
    3 hafta önce
    İsmail hocam maalesf payının ismi ne olursa olsun, hatta sivil örgütün adı ne olursa olsun ve dahi tüzüğü ne denli çağdaş hedeflerle yazılmış olursa olsun sonuçtâ DİN egemen toplumların karakteri gereği konu geliyor özgür irade mı biat mı sorusuna dayanıyor. Sen elbetteki anlattıklarında haklısın. Fakat ipin ucu maalesef biatçı kültürü benimseyenlerin elinde. Sevgilerimle. Hoşça kal.
  • Kadir Aksel
    3 hafta önce
    İsmail ciğim seni gayet iyi anlıyorum Bu konuda kendini savunmana bile gerek yok bence. Sen elbette doğru yaptın vede haklısın. Parti ve siyaset ilişkisidir önemli olan değilmi? Ancak partinin adı ne olursa olsun,ister sağda ister solda ister ortada vs. Kanımca partinin belirlenen siyaseti her koşul ve ortamda ilk hedef olarak biat anlayışının dışında olmalıdır. O nedenle biat kültürünün egemen olduğu partide özgür beyinlere yer yoktur. Bunu bu güne değin sayısız kereler yaşamış biri olarak ta söylüyorum. Biat ve siyaset? Olurmu? Çok zor.

Son Yazılar