Kemalpaşa'dan Dünyaya Zor Şartlar Altında Onlarca Şampiyon Yetiştirdi

Kemalpaşa'da Şerafettin Ilık'ın kurduğu Kemalpaşa Spor ve Gençlik Kulübü (eski adıyla Kemalpaşa İhtisas Spor Kulübü) içinde olduğu zor şartlara rağmen Kemalpaşa'ya çok sayıda Türkiye, Avrupa ve Dünya şampiyonluğu kazandırdı.

29 Ocak 2018 - 19:21

Gazete Demokrat/ Oğuz Can Demirören – Şerafettin Ilık, 87'de Nihat Sunar ile beraber Pakmaya İlköğretim Okulu'nun bodrumunda karate do ile sporunu yapmaya başladı. 94'te askerden dönmesinin ardından 10 yıl boyunca, tam tabiriyle aşık olduğu spordan uzak kalmak zorunda olan Ilık, 2001'de başka bir kulübün temsilciliği olarak Kemalpaşa'da spor okulunu açtı. 2004 yılında uzun yıllar boyunca "Kemalpaşa İhtisas ve Spor Kulübü" olarak kalacak kulübü kurarak öğrencilerini eğitmeye başlayan Ilık, Kemalpaşa Genlik ve Spor Kulübü bünyesinde birçok bölgesel ve ulusal turnuvanın yanı sıra Avrupa ile dünya çapında şampiyonluklar kazanan sporcuları eğitti. Aile bağları gibi güçlü bağlarla birbirine bağlanmış olan Ilık ve öğrencileri şimdi kazandıkları başarılara rağmen kömür sobasında yakılan çıkma odunlarla ısınmaya çalışarak, havuza benzer bir alanda antrenman yapıyorlar.

Zor şartlar altından dünya çapında zaferlere

Şerafettin Ilık, şartları pek parlak olmayan, bir binanın alt katında havuz benzeri bir alanda eğitim veren ve kendilerini ziyarete gelenlerin "hocam sizin şampiyonlar bu havuzdan mı çıkıyor" dediği bir alanda eğitim veriyor. Salonun şartlarının yetersizliğine rağmen kulübün kurulmasının üzerinden kısa bir süre geçmesinin ardından kulüp bünyesinde çalışarak hazırlanan Hüsniye Güler, kulüpte hazırlanarak önce Avrupa ardından dünya şampiyonluğuyla Kemalpaşa'yı gururlandırdı.

Gazete Demokrat olarak, Kemalpaşa'yı dünya çapında gururlandırmalarına rağmen içinde bulundukları zor şartları, Şerafettin Ilık ile kendisinin ve öğrencilerinin raflardan taşacak kadar çok olan kupalarını konuştuk.

Kemalpaşa'da nasıl başladınız karateye?

Kemalpaşaya gelen ilk dövüş sanatı karatedir, 87'de Pakmaya İlköğretim Okulu'nun bodrumunda Nihat Sunar ile başladık, şimdi rahmetli oldu o. Hani vardır ya uzak doğu filmlerinde iki karate salonu olur birbirleriyle sürekli kavga ederler. Biz Kemalpaşa'da o filmlerde yer alan dojo savaşlarını Kemalpaşa'da yaşadık. Salonumun camlarını indirdiler, tehdit mektupları aldım. Hatta o dönem Kemalpaşa'da gösterilen filmlerde Cüneyt Arkın, Jackie Chan ya da Bruce Lee filmi varsa o akşam herkes Cüneyt Arkın, Jackie Chan ya da Bruce Lee oluyorduk.

İlk olarak 2001'de başka kulüp adına temsilcilik adı altında öğrencilerimizi çalıştırdık, ilk 2001'de başladık öğrencilerimizi eğitmeye. 2004'te ise Kemalpaşa İhtisas ve Spor Kulübü'nü kurduk.

Katıldığınız turnuvalarda ne gibi başarılar sağladınız?

2005 yılında, World Shotokan Karate Do Federation'a (WSKF) Avrupa şampiyonası Türkiye'deydi ona katıldık. Burada yarışan öğrencimiz Mertcan Mert katada Avrupa 2.'si oldu, aynı yıl Bilal Özel Avrupa 3.sü oldu. Hüsniye Güler Kadınlar Avrupa Turnuvası'nda şampiyon oldu. Gamzegül Dirican Avrupa 5.'liği kazandı, Tuğba Gül de Ankara'da düzenlenen seçmeleri kazanmasına rağmen derece yapamadı.

2006'da organizasyon hatası dolayısıyla Samsun'da düzenlenecek turnuvada şampiyon olacağını düşündüğümüz Hüsniye Güler turnuvaya katılamadı. 2007'de aynı salonda Türkiye şampiyonu oldu bir hafta sonra Türkiye'de ilk defa 7 kişi seçme yaptı, yedi kişinin içinde bir hafta içerisinde Hüsniye Güler o 7 kişiyi de yenerek seçme birincisi ve dünya şampiyonasına aday olarak kaldı. Nisan ayında Boğaziçi Turnuvası'nda 3.lük derecesi yaptı (Türkiye için çok önemli bir turnuva), Haldun Alagaş (17 yaşında dünyanın şampiyonu olan ilk Türkmilli sporcu) öğrenci olarak Büyükşehir'e sporcu istedi. Alagaş'ın arkadaşının hazırladığı Güler, BESYO'yu kazandı. orada okuyacak diye "sizin ne zor şartlar altında çalıştığınızı biliyoruz, bize emanet olarak verin dedi" aynı hafta içerisinde dünya şampiyonu oldu. Ertesi ay uluslarası İstanbul Open turnuvasında 3. oldu. Aynı yıl Ekim ayında Montenegro'da gençlerde Balkan 3.sü oldu. Yine 2007 takım dünya 3.'lüğü ferdi +60 kilo gençlerde ise dünya şampiyonluğunu aldı. Güler 2008'de İtalya'da Avrupa Şampiyonası'nda da Avrupa Şampiyonu oldu. 2006'de Dalaman'da düzenlenen 1. Turkish Open'da takım olarak 3. oldular. 2011'de Tuğba Tek dünya ampiyonu oldu, aynı milli takıma 3 şampiyoncu katıldı. Yine aynı sene Japonya'da WSKF'nin dünya şampiyonasında Bilal Özel Ferdi'de 3. oldu, takım halinde dünya üçüncüsü oldu. Tuğba Tek 2011'de Malezya'da dünya şampiyonu 2012'de de Avrupa şampiyonu oldu. Tuğba Tek, 2012'de Avrupa şampiyonası'nda aldığı madalyayayı başı kapalı olduğu için alamadı. Onun madalyasını Güler aldı.

Türkiye'yi teslim etme şansı kazanan öğrencilerinize devlet kolaylık sağlıyor mu?

Hüsniye Güler almış olduğu şampiyonluk sayesinde devletten burs alarak okudu, okulu biter bitmez ataması gerçekleşti ve öğretmenliğe başladı. Lise'de öğretmenlik yapıyor aynı zamanda da Körfez belediyesinde karate antrenörlüğü yapıyor.

Karşılaştığınız sıkıntılar neler? Dünya çapında derecelere imza atan bir takımın başındasınız ancak salon tam olarak ihtiyaçlarınıza yanıt vermiyor gibi görünüyor.

Kiraların çok yüksek olması nedeniyle işimizi istediğimiz seviyede yapamıyoruz. yıllarca prestij kavgası verdik, merdiven altlarından bu sporun çıkması en güzel yerlerde yapılması lazım. Yerel yönetimlerin sporculara destek verme zorunluluğu vardır, ancak istediğine verir bu belediyenin kararıdır. 2005'te Yakup Karaca döneminde Altın Kiraz Karate turnuvasını başlattık. Şerafettin Ilık ve o dönem Kemalpaşa İhtisas Spor Kulübü olan kulübümüzün adı hiçbir yerde geçmedi. Benim dikili bir kirazım yoktur ama kulübümün logosunda hem dünya hem de kiraz vardır. Çünkü ben kulübü Kemalpaşa'ya mal etmek istedim. Kemalpaşa dendiği zaman dünyaca ünlü kirazıyla akıllara geliyor. Ben karateyi benimle var olsun benimle yok olsun mantığıyla düşünmedim, ben öğrencilerime hep "Bu bana babamdan değil hocamdan miras kaldı, gelin bunu en iyi düzeyde yapmaya çalışın" dedim. Ben milli takıma nasıl sporcu veririm mantığıyla yaşadım, bağlar bahçeler katlar nasıl kazanırım mantığıyla yapmadım.

Kemalpaşa'da böyle bir potansiyel olmasına rağmen sporcuların çalışacağı yer yok. Salon olabilecek büyük yerler çok büyük paralar istiyor, bu yüzden spor kulübü olarak bunu karşılamamız mümkün değil.

Gönül isterdi ki bir spor salonuna sahip olalım ancak Kemalpaşa'daki dükkanların altında kolonların çok sık olması ve kiraların yüksek olması bizim bu branşı yapmamıza engel oluyor. Kemalpaşa merkezde ne belediyenin ne de müdürlüğün salonu var. Kemalpaşa'da sadece bizim değil, her branşın, her gencin yürüyerek ulaşabileceği kapalı bir spor salonuna ihtiyacı var.

Özüdoğru döneminde hiçbir destek göremedik. Yakup Karaca döneminde belediyeden eski kütüphane üstünde düğün salonu olan yerin spor salonuna çevrilmesi için talepte bulunduk ancak Karaca maliyetli olur gerekçesiyle orayı yaptırmadı. Karakayalı belediye bünyesinde faaliyet göstermemizi istedi ancak bu söz hiç hayata geçmedi, randevu verip konuşma nezaketinde dahi bulunmadı. Hatta Yakup Karaca döneminde başlayan turnuvası karate tarihinde bir ilk olarak açık havada gerçekleştirilen ilk turnuva olan altın kiraz karate turnuvası için Karakayalı'nın talimatıyla başkan yardımcısı Cavit Bey'le görüştük, Cavit Bey gayrıciddiyet içerisinde 500 lira verelim bunu yap dedi. O dönem iller arası olan turnuvayı 500 lirayla gerçekleştiremeyeceğiz sonlandırmak zorunda kaldık. Yerel yönetim desteğiyle böyle bir şey yapmak gerçekten zor, çünkü kötü bir organizasyon yapmak karatenin prestijine zarar verirdi, onun için de yapmadım. 5 yıl bir asker ocağındaki asker gibi şafak saydım, inşallah Karakayalı kaybeder ve ben Kemalpaşa'ya bu organizasyonu yapmamı destekleyecek birisi gelir diye dua ettim. Uğurlu döneminde de altın kiraz karate turnuvasını devam ettirmek için küçük bir proje verdim ancak bu projeyi konuşmak için bir araya gelemedik. Allah bana nefes alma süreci verdiği sürece, uktemdir benim uluslarası altın kiraz karate turnuvasını düzenlemek istiyorum.

"Ben öğrencilerime hep önce eğitim sonra sosyal faaliyet dedim"

Bizim derece yapıp üniversite mezunu olmayan bir tek öğrencimiz yok, üstelik çoğu kazandıkları başarılar sayesinde devletten burs kazandı. Öğrencilerime önce eğitim diyorum, ben yıllardır öğrencilerimden karne fotokopilerini toplarım. Ben öğrencilerime sporu sevdirmenin yanında eğitimlerini de destekliyorum. Öğrencilerimle apayrı duygusal bir bağım var. Ben onlara sadece karate hocalığı değil babalık, abilik, arkadaşlık yaptım. Benim 30-35 yaşındaki çocuklarım anne babalarından yemedikleri azarı benden yerler. Neden bir araya gelmediniz, diye sorarım. Birçok öğrencim bana babalar gününde kutlama mesajı atar. Doktorlar dahi bizim sporumuzu öneriyor ailelere, hatta öyle ki neredeyse reçetelere yazacaklar.

Spor salonu alarak biz burada ücretsiz İngilizce, Matematik ve Fen dersleri de verdik.

 

 

Bu haber 1751 defa okunmuştur.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x