Davutoğlu'ndan Bilim ve Sanat Vakfı'na kayyum atanmasıyla ilgili ilk açıklama

Eski Başbakan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, kurucuları arasında bulunduğu Bilim ve Sanat Vakfı’na kayyum atanmasına ilişkin bir açıklama yayımladı. Davutoğlu, “Bir hukuksuzluğun, kural tanımazlığın, ben merkezciliğin geldiği noktadır“ tepkisini gösterdi.

Davutoğlu'ndan Bilim ve Sanat Vakfı'na kayyum atanmasıyla ilgili ilk açıklama
22 Ocak 2020 - 18:58

Ahmet Davutoğlu'nun kurucuları arasında yer aldığı Bilim ve Sanat Vakfı'na ait İstanbul Şehir Üniversitesi'ne kayyum atanmasının ardından, vakfa da 3 kişilik geçici kayyum heyeti atandığı açıklandı. Bu gelişmenin ardından Davutoğlu bir açıklama yayımlayarak "Yaşanan, en az 9 aydır kamuoyu önünde dile getirdiğimiz gibi toplumun her kesimini esir almaya çalışan bir hukuksuzluğun, kural tanımazlığın, ben merkezciliğin geldiği noktadır" ifadelerini kullandı.

"Bilim ve Sanat Vakfı'na el konulması uygulamasından bir an önce vaz geçilmeli, benzer hukuksuzluklara kapı açan kanuni yanlışların düzeltilmesi için yasama süreçleri devreye girmeli, toplumun her kesiminden ortak bir vicdani ses yükselmelidir" diyen Davutoğlu'nun açıklamasının tamamı şu şekilde:

"BİLİM VE SANAT VAKFI BİR KİŞİYE AİT DEĞİLDİR"

"Bilim ve Sanat Vakfı belli hukuki şartlar yerine getirilerek kurulmuş herhangi bir kurum değildir. Kendi doğasından neşet etmiş, o doğayı tarihi akış ile buluşturmuş bir zihni yolculuğun eseridir. Onun içindir ki, kırk yıl içinde hasbi ve samimi bir ilmi iklim inşa etmiştir. Ne her yere yayılmaya ne de tek sesli bir bağlılar topluluğu inşa etmeye yönelmiştir. Bir kişiye ait olmadığı gibi bir gruba ya da iktidara da yaslanmamıştır.

"ON BİNLERCE ÖĞRENCİYE ULAŞMIŞTIR"

Yetmişli yılların sonlarında ülke gerilim içindeyken bu ülkenin toprağına düşen zihni bir tohumun aşkla muhabbetle ve samimiyetle boy vermesinin ürünüdür. Bu tohum 12 Eylül'ün boğucu ortamında yeni bir ilim geleneği ve zihniyet inşa etmek üzere var olan eğitim paradigmasını aşmaya çalışan bir grup gencin sadece ellerindeki dar imkanları değil hayatlarını vakfetmeleri ile ete kemiğe bürünmüş ve bir geleneğe dönüşmeye başlamıştır. İlk dersler önce dönüşümlü olarak evlerde başlamış sonra yavaş yavaş emekle, fedakarlıkla büyüyerek on binlerce öğrenciye ulaşmıştır.