Prof. Dr. Yusuf Serengil, iklim değişikliğinin düzensiz yağış rejimiyle taşkınları mevsim dışına taşıdığını, altyapıları zorladığını ve riskleri artırdığını belirtti.
İklim değişikliğinin neden olduğu düzensiz yağış rejimi, sel ve taşkın riskini artırarak ocak-mayıs gibi mevsim dışı dönemlerde de şiddetli sağanakların yaşanmasına yol açıyor. Prof. Dr. Yusuf Serengil, bu durumun şehir yaşamından tarımsal üretime kadar birçok alanı olumsuz etkilediğini belirtti.
Serengil, bu yıl ocak-mayıs aylarında görülen yoğun yağışların kısa bir zamana sıkıştığını ve derelerle barajlardaki doluluk oranlarının ciddi seviyelere ulaştığını ifade etti. Aşırı yağışlı ve kurak dönemlerin doğanın bir parçası olduğunu vurgulayan Serengil, yönetimlerin bu tür periyotlara hazırlıklı olması gerektiğini söyledi.
Son 20-30 yıldır yaşanan ölçekte yağışlı dönemlerin daha az görülmesi nedeniyle mevcut altyapıların baskı altında kaldığını aktaran Serengil, su yapılarının genellikle 100 veya 500 yıllık taşkın ihtimallerine göre planlandığını açıkladı. Yağışların normalin çok üzerine çıktığı durumlarda bu sistemlerin zorlanabildiğini belirtti.
Geçtiğimiz haftalarda yaşanan taşkınların bu zorlanmanın bir örneği olduğunu söyleyen Serengil, taşkınların belirli bir mevsimi olmadığını, her zaman gerçekleşebileceğini belirtti. İklim değişikliğinin etkileriyle birlikte artık yaz başında da taşkınlar görüldüğünü, bu durumun can ve mal kaybına yol açan afetlerin zamanlamasını değiştirdiğini söyledi.
Yağışın şiddetinin belirleyici bir unsur olduğunu vurgulayan Serengil, kentleşmenin de taşkın riskini artırdığını bildirdi. Yerleşim alanlarının genişlemesiyle geçirimsiz yüzeylerin arttığını, bunun da yağışın daha hızlı akışa dönüşmesine neden olduğunu açıkladı. 20-30 yıl önce planlanan hidrolik yapılar, günümüzdeki yeni yapılaşma nedeniyle aynı havzada daha fazla zorlanabiliyor.
Son yıllarda afetlerin önemli bir bölümünün meteorolojik kökenli olduğunu belirten Serengil, sel, taşkın ve heyelan gibi olayların arttığına dair güçlü göstergeler olduğunu söyledi. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporlarının da iklim değişikliğinin bu tür ekstrem hava olaylarını kuvvetlendirdiğini doğruladığını ekledi.
Barajlardaki doluluk oranlarının kısa vadede olumlu görünse de uzun vadede rehavete neden olabileceği uyarısında bulunan Serengil, toplumun ve sistemlerin su bolluğuna alıştıktan sonra gelecek kurak dönemlere hazırlıksız yakalanma riskinin bulunduğunu belirtti. Bu nedenle yağışlı yılları kalıcı bir durum gibi değerlendirmemek gerektiğini ifade etti.
Vatandaşların yaşadıkları bölgenin dere yatağına yakınlığını bilmesi gerektiğini ve yalnızca deprem değil, sel ve taşkın riskinin de ev seçiminde dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Serengil, insanların kendi imkanlarıyla aldığı önlemlerin risk oluşturabileceğini söyledi. Bu tür önlemlerin ilgili kurumların kontrolünde yapılması gerektiğini belirtti.
Türkiye’de taşkın ve heyelan erken uyarı sistemleri konusunda çalışmalar yürütüldüğünü ancak sistemlerin henüz tam anlamıyla istenen seviyeye ulaşamadığını dile getiren Serengil, “Henüz insanlara ‘yarım saat sonra şu bölgede taşkın olacak’ diyebilecek noktada değiliz ama bu yönde ilerleme sağlanıyor.” bilgisini paylaştı. Türkiye’de daha çok altyapı çözümlerine ağırlık verildiğini anımsatarak, taşkınlarla mücadelede bütüncül havza yönetimi anlayışının benimsenmesi gerektiğini vurguladı.
Yukarı havzalarda ormanlaştırma, meraların doğru yönetimi ve geçirimsiz yüzeylerin azaltılması gibi uygulamaların taşkın riskini azaltabileceğini belirten Serengil, suyun daha yukarıda tutulmasının, akarsu yatağını sürekli büyütmekten daha sürdürülebilir bir yöntem olduğunu söyledi. Yanlış arazi kullanımının hem kuraklık hem de taşkın riskini artırdığını ve iklim değişikliğiyle birlikte ekstrem olayların artması beklendiği için Türkiye’nin ekosistem tabanlı uygulamaları merkeze almasının bir zorunluluk olduğunu sözlerine ekledi.
Yoğun yağışların tarımsal üretim üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu belirten Serengil, suya toleransı düşük ürünlerde taşkın sonrası zarar oluşmasının kaçınılmaz olduğunu ve önümüzdeki günlerde bazı bölgelerde bu etkilerin görüleceğini tahmin ettiğini uyardı.
Tarafsız ve doğru habercilik anlayışıyla en güncel gelişmeleri sizlere sunuyoruz. Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, siyaset, ekonomi, teknoloji ve daha fazlası Gazete Demokrat’ta.
Yorum Yap