Kanser, dünya genelinde ve Türkiye’de ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer alıyor ve sayısı giderek artıyor. Uzmanlar, hastalığa yakalanmamak için sağlıklı yaşam alışkanlıklarının, düzenli kontrollerin ve bilinçli beslenmenin önemini vurguluyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Nebi Serkan Demirci, sigara, alkol, işlenmiş gıdalar ve hareketsizliğin risklerini açıklarken, erken teşhisin hayat kurtarıcı rolüne ve bitkisel ürünlerin potansiyel zararlarına dikkat çekiyor.
Dünya genelinde ölüm istatistiklerine baktığımızda, kalp ve damar hastalıklarının hemen ardından ikinci sıraya yerleşen bir düşman var: Kanser. Her yıl on binlerce can alan bu sinsi hastalık, maalesef giderek daha da yaygınlaşıyor. Uluslararası araştırmalar, bu artışın süreceğini işaret ediyor; öyle ki, 2050’ye kadar dünya genelinde 30 milyondan fazla yeni kanser vakası ve 18 milyondan fazla ölüm bekleniyor. Türkiye’de de tablo pek farklı değil; ülkemizdeki her beş ölümden birinin nedeni kanser.
Tıp dünyası kanser tedavisinde çığır açan gelişmelere imza atsa da, uzmanlar asıl ‘oyun değiştirici’ faktörün hastalığa hiç yakalanmamak, yani potansiyel risklerden uzak durmak olduğunu vurguluyor. Peki, bu zorlu düşmana karşı kendimizi nasıl koruyabiliriz? Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları, Tıbbi Onkoloji ve Tümör İmmünolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nebi Serkan Demirci, bu hayati sorulara ışık tuttu.
Prof. Dr. Demirci, kanserlerin yaklaşık üçte birinin aslında önlenebilir nedenlere dayandığını belirterek, ilk sıraya tütün ürünlerini koyuyor. “Bunlardan uzak durmak başlı başına kanserin pek çok çeşidinden uzak durmak demek” diyor. Sigara ve tütünün sadece akciğer kanserine yol açtığı algısı yaygın olsa da, Demirci, bu ürünlerin aslında pek çok farklı kanser türünün de temel nedeni olduğuna dikkat çekiyor.
Obezite ve hareketsiz yaşam tarzı da kanser riskini ciddi biçimde yükselten faktörler arasında. Prof. Dr. Demirci’nin bu konudaki tavsiyesi net: “Sağlıklı beslenmek ve fiziksel aktivite yapmak gerekiyor.” Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var: “Fiziksel aktivite derken evde dolaşmak ya da hafif yürüyüşler yeterli değil. Haftanın en az 3 günü, 20 ila 40 dakika arası tempolu yürüyüşler yapmak, gerçekten hareket etmek şart.”
Alkol tüketimi de kanserle doğrudan ilişkili. Dünya Sağlık Örgütü verilerini hatırlatan Prof. Dr. Demirci, “Aşırı miktarda alkol tüketimi, meme, karaciğer ve sindirim sistemi kanserleri başta olmak üzere pek çok hastalığın ana nedeni” uyarısında bulunuyor.
Günlük beslenme alışkanlıklarımızdaki bazı seçimler de kanser riskini artırabiliyor. Prof. Dr. Demirci, özellikle işlenmiş gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor: “Sucuk, salam, sosis gibi işlenmiş et ürünleri, Dünya Sağlık Örgütü tarafından başlıca kanserojenler arasında sınıflandırılıyor. Bu tür gıdalar, özellikle yemek borusu ve mide kanseri başta olmak üzere tüm sindirim sisteminde kanser riskini ciddi oranda artırıyor.”
Yaz aylarında hepimizin keyifle maruz kaldığı güneş ışınları da risk taşıyor. Prof. Dr. Demirci, güneş ışınlarının, özellikle cilt kanseri açısından tehlikeli olduğunu hatırlatıyor. Güneşin en dik geldiği öğle saatlerinde uzun süreli maruziyetten kaçınmak, cildimizi korumak adına atılacak önemli bir adım.
Günlük hayatta alınabilecek önlemlerin yanı sıra, düzenli kontrollerin de hastalıkla mücadelede kilit rol oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Demirci, özellikle risk grubundaki bireylerin taramaları asla aksatmaması gerektiğini söylüyor. Türkiye’de meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı kanserlerine yönelik yaygın tarama programları olduğunu hatırlatıyor:
“Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) ülkemizin neredeyse her ilçesinde bulunuyor. Bu merkezlere başvurarak, tarama yöntemleriyle kanseri çok daha erken evrede yakalamak mümkün. ‘Erken teşhis hayat kurtarır’ sloganı tümüyle gerçek. Çünkü hastalarımızın yaşama tutunma şansı, bize geldiklerinde hastalığın hangi evrede olduğuna doğrudan bağlı.”
Prof. Dr. Demirci’nin bu soruya verdiği yanıt, hepimiz için ciddi bir uyarı niteliğinde:
Kanser tedavisinde son yıllarda yaşanan önemli gelişmeler, erken evrelerdeki başarı oranlarını oldukça yükseltti. Prof. Dr. Demirci çarpıcı bir örnek veriyor: “2010 yılında ileri evre akciğer kanserinde, 5. yılın sonunda hastaların sadece yüzde 4’ü hayattayken, günümüzde immünoterapilerle belirli bir hasta grubunda bu oran yüzde 30-35’lere çıkmış durumda. Bu, yaklaşık her 3 hastadan birinin 5 yıldan daha uzun süre yaşayabildiği anlamına geliyor.”
Kanser tedavisi uzun ve meşakkatli bir süreç. Bu dönemde bazı hastalar çareyi bitkisel ürünlerde arayabiliyor. Ancak Prof. Dr. Demirci, bunun sandığınızın aksine tedavi sürecine zarar verebileceği konusunda uyarıyor: “Kanser tanısı alan pek çok hastamız iyi niyetlerle bitkisel ürünlere yöneliyor. Ancak unutulmamalı ki, doğal olan her şey insanın sağlığına faydalı değildir. Bunun en güzel örneği su; miktarını aşırı artırırsanız su zehirlenmesiyle insanı öldürür. Yani bir şeyin doğal olması, fayda sağlayacağı anlamına gelmez.”
Bitkisel ürünlerin kanseri tedavi ettiğini gösteren güçlü bilimsel kanıtlar olmadığını vurgulayan Demirci, bazı ürünlerin sadece tedaviye bağlı yan etkileri hafifletebildiğini belirtiyor. Asıl risk ise, bu ürünlerin doktora danışılmadan kullanılmasıyla ortaya çıkıyor. “Eğer hastalarımızın yaşam konforunu artıracaksa, güvenli ve bilimsel olmak kaydıyla her türlü faydalı ürünün yanındayız” diyor.
Kontrolsüz kullanılan bitkisel ürünlerin ciddi yan etkilere yol açabildiğini ve tedavi sürecini olumsuz etkileyebildiğini ifade eden Prof. Dr. Demirci, önemli bir noktaya değiniyor: “Bu ürünler, bizim normalde kullanmamız gereken ilaçların etkisini engelleyebiliyor. Yine bazı bitkisel ürünler bağışıklık sistemini baskılayabiliyor. Halbuki biz güncel tedavilerimizde immünoterapileri kullanıyoruz ki bunlar bağışıklık sistemini güçlendirerek kanser hücreleriyle savaşmamızı sağlar. Eğer bir yandan da bitkisel ürünlerle bağışıklık sisteminizi baskılarsanız, maalesef bu ilaçların etkinliği azalır.”
Tarafsız ve doğru habercilik anlayışıyla en güncel gelişmeleri sizlere sunuyoruz. Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, siyaset, ekonomi, teknoloji ve daha fazlası Gazete Demokrat’ta.
Yorum Yap