Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye-Çin İş Konferansı’nda iki ülke arasındaki ekonomik bağların önemini vurguladı. Türkiye’de faaliyet gösteren 1419 Çin firmasının yanı sıra ticaret dengesizliği, yatırım fırsatları ve turizm potansiyeli gibi konular masaya yatırıldı, yeni işbirliği anlaşmaları imzalandı.
Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkiler, İstanbul’da düzenlenen 3. Türkiye-Çin İş Konferansı’nda adeta mercek altına alındı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın onur konuğu olduğu bu zirve, iki ülkenin işbirliği ufuklarını genişletme yolunda önemli bir durak oldu. DEİK, TÜSİAD ve Çin Uluslararası Ticareti Destekleme Konseyi (CCPIT) gibi güçlü paydaşların ev sahipliğinde gerçekleşen konferansta, geleceğe dair stratejik adımlar atıldı.
Etkinliğin en çarpıcı anlarından biri, “DEİK ile CCPIT”, “TÜSİAD ile CCPIT” ve Çin Uluslararası Fuar Merkezi (CIEC) ile ATA Holding arasında imzalanan işbirliği anlaşmalarıydı. Bu imzalar, iki ülkenin ekonomik arenadaki kararlılığının ve derinleşen bağlarının somut bir yansıması olarak kayda geçti.
Bakan Bolat, küresel ekonominin ve ticaretin içinde bulunduğu çetin döneme dikkat çekti. “Geçtiğimiz yıl, siyasi gerilimlerden askeri çatışmalara, ekonomik dalgalanmalardan parasal sistemdeki sarsıntılara kadar dünya için oldukça çalkantılı bir dönemdi” ifadeleriyle küresel tabloyu özetledi. Dünya ticaretinin, bu karmaşık süreçte karşılaştığı güçlüklerin herkesçe bilindiğini vurguladı.
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, dünya ekonomisi geçen yıl %3,2’lik bir büyüme sergilerken, bu yıl için de %3,1’lik bir genişleme öngörülüyor. Ancak dünya ticareti için geçen yılki %2,5’lik artışın ardından bu yıl beklenen %0,6’lık nispeten zayıf büyüme tahmini, gözleri üzerine çekti. Bolat, “Dünya halklarının ekonomik refahını artırmak için ticarete olan ihtiyacımız su götürmez bir gerçek” diyerek, ticaretin vazgeçilmez önemini bir kez daha hatırlattı.
Birleşmiş Milletler (BM) Ticaret ve Kalkınma Ajansı (UNCTAD) rakamları, küresel doğrudan yatırımların 2024-2025 yıllarında 1,5 trilyon dolar bandında seyredeceğini gösteriyor. Bolat, bu dinamik ortamda tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiğini, maliyetlerin ve risklerin tırmandığını, öngörülebilirliğin ise azaldığını belirtti. “Bizim temel görevimiz, bu belirsizlik bulutunu dağıtarak, öngörülebilir ve istikrarlı işleyen bir küresel ticaret sistemi kurmak” sözleriyle, sorumluluklarının altını çizdi.
Bakan Bolat, Türkiye ekonomisinin son dönemdeki göz kamaştıran performansına vurgu yaptı. Geçen yıl ilk kez 1,5 trilyon dolarlık milli gelire ulaşılırken, kişi başına düşen milli gelirin de 18 bin dolar eşiğini aştığını duyurdu. Toplam mal ve hizmet ihracatında ise 397 milyar dolarlık bir hacme ulaşıldığına dikkat çekti.
Türkiye ile Çin arasındaki toplam ticaret hacminin geçen yıl 53 milyar dolar olarak gerçekleştiğini açıklayan Bolat, özellikle Çin lehine olan büyük dış ticaret fazlasına vurgu yaptı. “Bu açığı kapatma yolunda Çinli partnerlerimizle sıcak görüşmeler içindeyiz” diyerek, dengeli bir ticaret yapısının inşasının öncelik olduğunu belirtti.
Ticaret açığını azaltmak için yapısal bir dönüşüm önerdiklerini ifade eden Bolat, hedeflerinin ticareti daraltmak değil, tam tersine Türkiye’nin Çin pazarındaki görünürlüğünü ve pazar payını artırmak olduğunu dile getirdi. Yüksek katma değerli ürünlerle, ‘kazan-kazan’ ilkesi doğrultusunda dengeli bir ticaret zemini oluşturma vizyonu taşıdıklarını aktardı. Bu çabaların ilk olumlu sinyali olarak, bu yılın ilk ayında Türkiye’den Çin’e yapılan ihracatın %32 gibi kayda değer bir artışla 335 milyon dolara ulaşması, umutları yeşertti.
Bakan Bolat, yatırım cephesinde de dikkat çekici veriler paylaştı. Yaklaşık 1465 Türk firmasının Çin’de iş yaptığını belirtirken, Türkiye topraklarında ise tam 1419 Çin firmasının faaliyet gösterdiğini aktardı. Yatırım hacmine bakıldığında, Türkiye’den Çin’e 175 milyon dolar, Çin’den Türkiye’ye ise 3,2 milyar dolarlık bir sermaye akışı söz konusu.
Finans, enerji, hizmetler, ulaştırma ve telekomünikasyon gibi stratejik sektörlerde önemli Çin yatırımlarının olduğunu vurgulayan Bolat, Çin’in dünya genelindeki 3,1 trilyon dolarlık doğrudan yatırım potansiyelinin, Türkiye için çok daha büyük fırsatlar barındırdığını ifade etti. Bu durum, gelecekteki yatırım beklentileri için heyecan verici bir tablo çiziyor.
“Kuşak ve Yol Projesi”nin ulaşım ve bağlantısallık anlamında hızla gelişen bir işbirliği alanı olduğuna değinen Bolat, turizm sektöründe de Çin’den yüksek beklentileri olduğunu belirtti. Geçen yıl 425 bin Çinli vatandaşın Türkiye’yi ziyaret ettiğini ancak bu sayının, Çin’in yurt dışına gönderdiği toplam turist sayısının sadece %1’ine tekabül ettiğini vurguladı. Bu oran, Türkiye için muazzam bir büyüme potansiyelini gözler önüne seriyor.
Bolat, Çinli turistlerin Türkiye’nin eşsiz güzelliklerini keşfetmekten büyük keyif alacaklarını belirterek, hava yolu bağlantıları ve uçuş frekanslarının artırılması konusunda yapıcı işbirliklerinin sürdüğünü aktardı. Bu vizyonun en somut adımlarından biri olarak, Türkiye’nin 2 Ocak 2026’dan itibaren Çin vatandaşlarına vize muafiyeti tanıması öne çıktı. Ancak Bakan Bolat, benzer bir vize kolaylığının Türk iş dünyası için de Çin’den beklendiğini diplomatik bir dille ifade etti.
Bakan Bolat, konuşmasının sonunda, “Önümüzdeki dönemde Türkiye’de çok daha fazla Çinli turisti ağırlayabileceğiz” diyerek, geleceğe dair iyimser bir tablo çizdi. Türkiye’den Çin’e seyahatlerin de artması, transit uçuş potansiyelinin büyümesi gibi konuların iki ülke arasındaki bağları daha da güçlendireceği vurgulandı. Türkiye ve Çin’in karşılıklı anlayış ve işbirliğiyle ekonomik ilişkilerinde yeni bir sayfa açma hedefi, bu konferansta net bir şekilde ortaya kondu.
Tarafsız ve doğru habercilik anlayışıyla en güncel gelişmeleri sizlere sunuyoruz. Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, siyaset, ekonomi, teknoloji ve daha fazlası Gazete Demokrat’ta.
Yorum Yap