Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Siirt Ekonomi Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, bölge kalkınmasının mihenk taşlarını belirledi. Siirt Üniversitesi’nin pilot üniversite olarak önemini vurgulayan Yılmaz, terörden arındırılmış bir Türkiye’nin, özel sektör yatırımlarıyla birleşerek hem demokrasiyi güçlendireceğini hem de ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerine ulaşmada kilit rol oynayacağını dile getirdi. Enflasyonla mücadelede arz yönlü politikaların önemine de değinen Yılmaz, Siirt’e yönelik dev projelerin müjdesini verdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Siirt Ekonomi Zirvesi için şehirdeydi. Siirt Üniversitesi Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi’nde gerçekleşen bu önemli buluşmada, Yılmaz, üniversitenin bölgenin kalkınmasındaki anahtar rolüne dikkat çekti. Siirt Üniversitesi’nin fakülteleri ve hem ulusal hem de uluslararası alandaki çalışmalarıyla adeta bir kalkınma lokomotifi vazifesi gördüğünü dile getirdi.
Yılmaz, üniversitenin ilerleme vizyonu ile ilin ve tüm bölgenin kalkınma hedeflerinin eşgüdümlü olması gerektiğini vurguladı. Bu düşüncenin bir uzantısı olarak, Cumhurbaşkanlığı kararıyla belirlenen pilot üniversitelerden birinin de Siirt Üniversitesi olduğunu hatırlattı. Ona göre, Siirt Üniversitesi’nde yapılan işler, kamu, üniversite ve özel sektör arasındaki muazzam iş birliğinin canlı birer örneği niteliğinde.
Cevdet Yılmaz, konuşmasında son 23 yıllık sürece ışık tuttu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, ülkeye farklı bir perspektifle yaklaştıklarını dile getirdi. Yılmaz’a göre, özellikle Doğu ve Güneydoğu’daki yol yapımından üniversite kuruluşlarına, köylere ulaşan hizmetlerden hastane ve okul inşaatlarına, şehir altyapılarından organize sanayi bölgelerine kadar tüm bu atılımlar tesadüfi değildi.
Bu gelişmelerin altında yatan temel felsefenin “Batıda ne varsa doğuda da o olacak, kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak” anlayışı olduğunu belirten Yılmaz, “86 milyon, biriz, beraberiz, kardeşiz ve bu ülkenin eşit vatandaşlarıyız” sözleriyle bu kapsayıcı yaklaşımı özetledi. Ona göre, bu zihniyet olmasaydı, bugün ulaşılan hizmet seviyesine erişmek imkansızdı.
Yılmaz, hükümetin “eser ve hizmet” odaklı çalıştığını, “laf üstüne laf koymak yerine, taş üstüne taş koyma” anlayışını benimsediğini ifade etti. Doğu ve Güneydoğu bölgelerine yapılan ciddi yatırımlarla hem güncel ihtiyaçların karşılandığını hem de geçmişten gelen ihmallerin telafi edildiğini vurguladı.
Cevdet Yılmaz, kalkınma hamlesinde sadece kamu yatırımlarının yeterli olmadığını net bir dille ifade etti. Beşeri sermayeye ve fiziksel altyapıya yapılan devasa yatırımların yanı sıra, özel sektörün de güçlü teşvik politikalarıyla desteklendiğini belirtti.
Bölgeye özel olarak uygulanan “6. Bölge Teşvikleri”nin önemine değinen Yılmaz, bu teşviklerin özellikle emek yoğun sektörler için adeta can suyu olduğunu anlattı. “Bölgemizde genç nüfus potansiyeli yüksek. Bu gençleri istihdama kazandırmak için emek yoğun sektörlerin gelişmesi elzemdi. Biz de bu teşviklerle onlara kol kanat gerdik” dedi. Doğu ve Güneydoğu’da tekstil ve konfeksiyon sektörünün yakaladığı ivmenin ardında bu teşviklerin yattığını vurguladı. Hatta sadece teşvik vermekle kalmayıp, “Tekstil kentleri” kurarak binaları bile hazır hale getirdiklerini, yatırımcılardan sadece “gelin, makinenizi kurun, istihdam sağlayın” beklentisinde olduklarını aktardı.
Yılmaz, bir ilin veya ülkenin gerçek kalkınmasının üretken, istihdam yaratan ve ihracat getiren özel sektör yatırımlarıyla mümkün olduğunu savundu. Kamu yatırımlarının elbette ‘olmazsa olmaz’ olduğunu ama ‘yeterli’ olmadığını vurguladı. Geçmişte terör ve güvenlik kaygıları nedeniyle bölgeye özel sektör yatırımının gelmediğini, hatta bölge insanının dahi yatırımlarını Batı’ya taşıdığını hatırlattı. Siirt’in, Türkiye’nin farklı bölgelerinde başarılı işlere imza atan Siirtli iş insanlarıyla bu duruma güzel bir örnek teşkil ettiğini sözlerine ekledi.
Cevdet Yılmaz, konuşmasının en can alıcı noktalarından birinde, terörün olmadığı, huzur ve güvenin hakim olduğu bir Türkiye’nin, hem demokrasi hem de kalkınma için vazgeçilmez bir ön koşul olduğunu dile getirdi. Güvenliğin olmadığı bir coğrafyada, insanların temel hak ve özgürlüklerini layıkıyla yaşamasının mümkün olmadığını vurguladı.
Demokrasi denildiğinde akla ilk gelmesi gerekenin, şiddet ve terörden arınmış bir siyaset zemini olduğunu belirten Yılmaz, “Silahların gölgesinde yapılan siyaset, gerçek bir demokrasi olamaz. Bu çok açık ve net” sözleriyle mesajını pekiştirdi. Silahların olmadığı bir ortamda, herkesin siyasi fikirlerini özgürce ifade edebileceğini, halkı ikna edebilenin demokratik yollarla ülkeye yön verebileceğini ifade etti. Bu felsefenin, kendi siyasi anlayışlarının da temeli olduğunu vurguladı.
Terörsüz bir Türkiye’nin, sadece siyasal özgürlükler değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma için de hayati önem taşıdığının altını çizdi. Yatırım ortamının sadece fiziksel altyapı, insan kaynağı veya teşviklerle sınırlı kalmadığını, huzur ve güven ikliminin de bu denklemin en kritik parçası olduğunu belirtti. Bu iklim pekiştikçe, özel sektör yatırımlarının hızla artacağını, dışarıdan sermaye akışının başlayacağını ve bölgenin çok daha süratli bir kalkınma yaşayacağını öngördü.
Cevdet Yılmaz, “Türkiye Yüzyılı” hedefinin sadece büyük metropollerin ilerlemesiyle değil, ülkenin her bir köşesinin topyekun kalkınmasıyla mümkün olabileceğini ifade etti. Türkiye’nin sıradan bir ülke olmadığını, köklü bir geçmişe ve büyük bir medeniyet mirasına sahip olduğunu vurguladı. “İddialı hedeflerimiz var ve bu hedeflere ulaşmak için her ilimizin potansiyelini en üst düzeyde kullanmalıyız” diyerek, yerel kalkınmanın genel refaha katkısını öne çıkardı.
Yılmaz, “Sadece İstanbul, Ankara, İzmir ile olmaz” diyerek, Siirt’ten Batman’a, Edirne’den Sinop’a, Mersin’e kadar tüm şehirlerin kalkınmaya katkı sağlaması gerektiğini belirtti. Ancak o zaman “Türkiye Yüzyılı” vizyonunun gerçek anlamda hayata geçeceğinin altını çizdi.
Cevdet Yılmaz, enflasyonla mücadelenin sadece parasal ve maliye politikalarıyla sınırlı kalmadığını, arz yönlü politikaların da hayati rol oynadığını vurguladı.
Bölgenin köklü özelliklerinden olan tarım ve hayvancılığa ayrı bir parantez açan Yılmaz, “Bu sektörler insanlık var oldukça yaşayacak, modası asla geçmeyecek alanlar. Ama bunu modern bir anlayışla, daha verimli hale getirmeliyiz” dedi. Siirt fıstığı örneğini vererek, 27 bin tonu aşan üretimle binlerce ailenin geçimini sağladığına dikkat çekti. Üretimi artırmanın, katma değeri yükseltmenin ve verimliliği maksimize etmenin önemini dile getirdi.
Bu bağlamda Garzan Sulama Projesi’nin ekonomik anlamda bölge için en önemli kamu yatırımlarından biri olduğunu vurguladı. Projenin belli bir aşamaya geldiğini ve makro politikalarda önceliklendirildiğini belirtti. Enflasyonla mücadelede kaydedilen ilerlemeye de değinen Yılmaz, Mayıs 2024’te yüzde 75,5 olan enflasyonun yüzde 30,6’ya gerilemesinin önemli bir başarı olduğunu ancak bunun yeterli olmadığını, hedeflerinin daha da düşürmek olduğunu söyledi.
Sıkı para ve disiplinli maliye politikalarının yanı sıra, enflasyonla mücadeleye arz yönlü politikalarla destek vermenin zorunlu olduğunu ifade eden Yılmaz, bu alanda beş kritik başlık belirledi: gıda, sosyal konut, enerji, lojistik ve insan kaynakları. Bu beş alandaki arz yönlü adımların hem enflasyonla mücadeleye hem de dengeli ve sürdürülebilir büyümeye önemli katkılar sağlayacağına inandıklarını belirtti.
Özellikle sulama projelerini önceliklendirdiklerini, barajı ve ana kanalı bitmiş, sadece tarla içi kalmış projelere odaklandıklarını aktardı. “Paramızı yeni projelere dağıtmak yerine, bitmeye yakın projelere yoğunlaşarak verimliliği artırmalıyız” diyerek stratejilerini açıkladı.
Cevdet Yılmaz, Siirt’in kalkınma yolculuğunda yerel hammadde ve işçiliği merkeze alan projelere öncelik verilmesinin altını çizdi. Bu yaklaşımın bölge ekonomisine daha güçlü bir ivme kazandıracağını belirtti.
Siirt’e yönelik kamu yatırımlarına ilişkin detaylı bilgiler veren Yılmaz, şunları paylaştı:
Zirve programı başlamadan önce Cevdet Yılmaz, fakülte sergi alanını gezdi. Siirt’in kültürel ve ekonomik çeşitliliğini gözler önüne seren bu sergide; Siirt temalı fotoğraflar, geleneksel el sanatları, kadın kooperatiflerinin ürettiği yöresel ve katma değeri yüksek ürünler büyük ilgi gördü. Ayrıca tarımsal ve coğrafi işaretli ürünler, sıfır atık çalışmaları ve Olgunlaşma Enstitüsü’nün geleneksel dokuma uygulamaları da Yılmaz’ın dikkatle incelediği stantlar arasındaydı.
Tarafsız ve doğru habercilik anlayışıyla en güncel gelişmeleri sizlere sunuyoruz. Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, siyaset, ekonomi, teknoloji ve daha fazlası Gazete Demokrat’ta.
Yorum Yap