Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, asrın felaketinin ardından deprem bölgesindeki eşi benzeri görülmemiş inşa sürecini samimi bir dille aktardı. İlk geceden kalıcı konutların temelini atılmasına kadar uzanan bu çetin yolculukta, umudun nasıl yeniden filizlendiğini anlattı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, 6 Şubat’ta yaşadığımız asrın felaketinin ardından deprem bölgesindeki çalışmaları, yaşananları ve 11 ilde yürütülen devasa inşa hamlesini yürekten bir dille paylaştı. İlk geceki şoktan, umudun yeniden inşa edildiği ana kadar geçen süreç, Bakan Kurum’un anlatımıyla yeniden canlandı.
Depremin vurduğu o gece yarısı, herkes gibi Bakan Kurum da büyük bir endişeyle uyandı. Yıkımın boyutunu tam kestiremeseler de, bir an bile kaybetmeden deprem bölgesine doğru yola çıktıklarını belirtti. “Saatler ilerledikçe, bölgeden gelen haberlerle bu afetin ne denli büyük olduğunu, tüm dünyanın ‘asrın felaketi’ olarak tanımladığı bir yıkım olduğunu idrak ettik,” diyerek o anları özetledi.
Bakan Kurum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sürecin her aşamasını, arama kurtarmadan kalıcı konutların inşasına kadar bizzat takip ettiğini vurguladı. İlk günlerde akıllarda dönen “Bu yükün altından nasıl kalkılır?” endişesinin, güçlü bir koordinasyon ve sarsılmaz bir kararlılıkla nasıl umuda dönüştüğünü şu sözlerle ifade etti: “En büyük desteği Sayın Cumhurbaşkanımızdan aldık. Bizi hiç yalnız bırakmadı. Şükürler olsun ki, o endişeler şimdi yerini büyük bir umuda bıraktı.”
Sahadaki koordinasyonun önemine değinen Kurum, bir yandan canla başla arama kurtarma çalışmaları sürdürülürken, diğer yandan da yeni konutların projelendirme sürecinin eş zamanlı başlatıldığını aktardı. “Gaziantep’i bir merkez üssü haline getirerek, 11 ilimizin tamamına sürekli gidip geliyorduk,” sözleriyle sahadaki yoğun tempoyu gözler önüne serdi.
Depremin üzerinden henüz 15 gün geçmişken, ilk temellerin atılması, sürecin ne denli hızlı ve eş zamanlı ilerlediğinin bir kanıtıydı. Bakan Kurum, bu başarının, daha önceki afetlerden edinilen birikim ve tecrübenin bu denli büyük bir seferberlikte yol gösterici olması sayesinde mümkün olduğunu ifade etti.
Deprem bölgesinde 11 ilde aynı anda yürütülen operasyonların, her bir şehrin kendine özgü ihtiyaçlarını ve koşullarını barındırdığını belirtti. Ülkenin dört bir yanından gelen mimar ve mühendislerin gönüllü katkılarıyla, toplamda 3 bin 481 şantiye kurulduğunu ve 174 farklı alanda inşaat çalışmalarının durmaksızın sürdüğünü söyledi. “İnsanların gelecek hayalleri kuramadığı yerde, bizim en mühim işimiz umudu yeniden yeşertmekti,” diyerek projelerin ardındaki insani amacı vurguladı.
Depremin ilk günlerinde yapılan hasar tespit çalışmaları, yüz binlerce konutun ağır hasar görme ihtimalini gözler önüne sermişti. Bakan Kurum, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı istişareyi şu çarpıcı sözlerle anlattı:
“Sayın Cumhurbaşkanımızla görüştüğümüzde, ‘Efendim, 500 bine yakın konut ağır hasar almış olabilir, nasıl bir yol izleyelim?’ diye sorduğumda, bize şu net talimatı verdi: ‘Murat, bu şehirleri biz ayağa kaldırırız, yoksa bu şehirler yerle bir oldu, bir daha dirilemez. Dolayısıyla daha önce ne yaptıysak, aynısını bu depremde de her şehrimiz için yapalım.’“
Kurum, 86 milyonun kalbinin deprem bölgesiyle attığını ve Cumhurbaşkanı’nın bölgeye olan ilgisinin bir an olsun eksilmediğini belirtti. Süreci şeffaflıkla ve hiçbir ayrım gözetmeden yönettiklerinin altını çizerken, depremde anne babasını yitiren bir bebeğin bile hak sahibi olduğunu, devletin bu en küçük bireyi dahi sahipsiz bırakmadığını dile getirdi: “Ailesini kaybetti ama devletimiz o yavrumuzu kucakladı.”
Bölgedeki ihya ve inşa çalışmalarının, dünyada benzeri görülmemiş bir “diriliş mücadelesi” olduğunu vurgulayan Bakan Kurum, “Hep birlikte inşa ettik. Umutla geleceğin adı olduk. Şehirlerimizi el birliğiyle ayağa kaldırdık. Bu, bizim için büyük bir gurur kaynağı,” dedi.
Depremin ardından ortaya atılan eleştirilere ve çeşitli iddialara rağmen çalışmaların hız kesmediğini belirten Kurum, bu durum karşısındaki tavırlarını şöyle özetledi:
“Elbette üzüldük ama bunları dikkate almadık. Bizim tek motivasyonumuz, depremzede kardeşlerimizin bir saat, bir dakika daha erken evlerine kavuşmasıydı. Bu bakış açısı hayatiydi. Kendimizi o konteynerde, çadırda yaşayan vatandaşımızın yerine koyduk. Ve sonunda, o söylenen yalanlara, iftiralara, o tezviratlara karşı en büyük cevabı, yaptığımız işlerle, ortaya koyduğumuz eserlerle verdik.”
Tarafsız ve doğru habercilik anlayışıyla en güncel gelişmeleri sizlere sunuyoruz. Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, siyaset, ekonomi, teknoloji ve daha fazlası Gazete Demokrat’ta.
Yorum Yap