Yücel Yelkencioğlu

Yücel Yelkencioğlu

Bakış

Sevgi ve Çocuk Sömürüsü

28 Şubat 2018 - 12:47

Bir yanda; hayatın damlacıkları içinde süzülen duygu selinin yoğunluğuna göre adına; "sevgi", "aşk" dediğimiz "güzellikler".

Diğer yanda çocuk istismarcılığının günümüzde tahammül boyutlarını aştığı için yoğun tartışıldığı içimizi karartan, kanatan sancılar.

Bu iki zıt yaşam tarzının varlığı, büyük bir çelişkidir. Bu durum saf insan bünyesiyle açıklanacak sosyolojik, psikolojik, bedensel bir olay değildir. Bu bir yaşam tarzının toplumlara dayatıldığı, yetişecek insan şeklini biçimlendirme çabasıdır. Sömürünün en çok "çocuk" şeklinde ele alınışının temel sebebi: "insanlığın çöküşünün" ilanı oluşudur. 

Diğer istismarlar; insan bünyesinde toplumsal hayatımızda bu denli kanamayı açıkça anlatamaz. Kadının, emeğin, köylünün, kendinden olmayan insanın sömürüsü bir devlet düzenini bu sömürlerin üstüne inşa etmeye kalkmak, "çocuk sömürüsü" konusundaki olumlu çabalara da set çeker. 

Bir toplumu kendi gibi düşünmeyenlerin dünyasını yaşarken, cehenneme çevirecek bir zorbalık bölünmüş bir toplumun fertlerinin çocuklarından - büyüklerine kadar birbirlerine bakış açısını da değiştirir: "Bizden ayrı ve bizden olmayanlar". Bu tehlike bazı hamlelerle desteklendiğinde, örneğin eğitim sisteminin bireylerinin ümmet, ümmetlerininse dişilerinin de köle sayılabileceği bir anlayış eşkiyalığını besler. Bu eşkiyalar artık içimizde maskeleriyle dolaşıp dururlar. 

Devletin üst noktalarında gücü ele geçirmiş insanlarımızın seçim sistemini tahrip eden sömürülerini dayatmaları sonucu kalkacak parmakları bazı parmak sayılarının da demokrasilerde olmayan, "her bir bireyin bir tek oy kullanma" hakkına tecavüzdür. Bu tecavüzü yaşamlarının iktidarını ele geçirdikten sonra oradan gitmemek için her türlü yol mübahtır tacizcilerinin zorbalığıdır. İstenen şudur; ittifaktan yana oy kullananların oyu bir değil, bir kaç kişi sayılacaktır. Bu yaklaşım, evrensel hukuk, ahlak, vicdani kurallara hep aykırıdır. "Ben yaptım oldu" anlayışının devlet düzenine yerleştirilmesidir. Bu konuda dinimizi gerçekten yaşatmaya çalışan insanlarımızın dışında, toplumu felaketlere götüren bir sözü anımsamakta yarar var "İmam böyle yaparsa cemaat ne yapmaz ki?"

İnsan bedenine yapışmış, her türlü sömürücülükte ruhunu besleyen, sonra da vur deyince öldüren, kıran yaklaşımlarla çocuk sömürüsünü ele almak güven vermeyecektir. Bu konudaki bir kaç suçlunun cezasını verince de tacizciler üzerinden satılık basının balonlarıyla kahraman ilan edilenler Don Kişot rolünü oynayacaklardır. 

Çocuklara yönelik her türlü sömürü, her bir bireyin adam akıllı düşünmesi gereken bir konudur. Ama devlet sömürü ihtimaline karşı bile çocukları korumak, kollamak zorunda olduğu bu işi de yaparken hilesiz ve hurdasız sahip çıktığını göstermek zorundadır. 

Seçimlerde kaybetmemek için hileyi ilke edinen, "bir taşla bir kaç kuş" hesabı yapan beyinler yaşamlarını ulusunun yaşamısını, ilkesel ve dürüstlük normlarıyla donatmalıdır. İktidarlar attıkları her adımla ayrımsız tüm halkını kucaklamalı ve güven vermelidir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar