Ünal Atıcı

Ünal Atıcı

Ziraat Yüksek Mühendisi

Başlarken...

31 Ocak 2018 - 15:44 - Güncelleme: 01 Şubat 2018 - 16:12

İnsanlar yaşayabilmek için beslenmek zorundadır. Besinlerini bitkisel ve hayvansal ürünlerden sağlarlar. İnsanoğlu 10.000 yıl önce bitki ve evcil hayvan yetiştiriciliğine başlamıştır. Tarım sayesinde insanlık toplu yaşama geçmiş ve günümüzdeki devletler oluşmuştur. 

Antik çağlarda, Bereketli Hilal ( Ortadoğu) ve çevresinde ilk örneklerine rastlanan tarım, öncesinde toplayıcılık ve avcılık ile geçinen toplumları yerleşik yaşama geçirmiştir. Aynı dönemlerde Çin ve diğer Asya ülkelerinde de başka yöntemlerle uygulanmaya başlayan tarım, zamanla Nil Nehri ve çevresinde yoğun olarak uygulanmaya başlanmıştır. Tarihte, en eski tarımsal veriler, Anadolu'da Abu Hurerya adlı yerleşimde M.Ö. 13500 yılından kalma tarımsal aletlerden edilmiştir. Yine Bereketli Hilal üzerindeki alanda, kimi yerlerde darı, arpa, tahıl, acı bakla, keten, buğday gibi tarımsal kalıntılar bulunmuştur. Çoğu teoreme göre ilk tarım, insanların vahşi doğadan topladığı bitkisel besinlerini ve tohumlarını mağara önlerine düşürmesiyle başlamaktadır. Bu süreçte insanlar tüm gün yiyecek aramaktansa bitkileri toprağa ekerek devamlı olarak yerleşik halde besin elde edebileceğini fark etmişlerdir.

İleriki dönemlerde ilerleyen tarım ve hayvancılık, uzun evreler geçirerek günümüze kadar gelmiştir.Bilimin gelişmesine paralel olarak gübre, hastalık – zararlılara karşı ilaç kullanımı ve çaprazlamalarla yeni çeşitlerin ortaya çıkması,verim artışına neden olmuştur.

Dünya nüfusunun artması,buna karşılık tarım alanlarındaki daralma,çeşitli tekniklerle birim alandan daha çok ürün alınmasını gerekli kılmaktadır.Bunda en büyük pay genetik ve kimya biliminin ve tarım teknolojilerindeki yeniliklerdir. Ancak; birim alandan alınan daha çok verim ne kadar sağlıklıdır. Artık son yıllarda bu sorun öne çıkmaktadır.Yediğimiz gıdalar ne kadar sağlıklı?.

Üreticilerin olaya bilinçli yaklaşmaları, kullandıkları kimyasalların bekleme sürelerine dikkat etmeleri, çevremizi suyumuzu kirletmeden üretim yapmaları gereklidir. Bu da bilgi desteği alarak mümkündür.

Dünyamız sürekli kirleniyor. Toprağımız, suyumuz, havamız artık dünden daha temiz değil.Göllerimiz kuruyor, nehirlerimiz kirli akıyor.Daha 20 yıl öncesinde kişi başına düşen suyumuz 4.500 m3 lerden 1.400 m3 lere düştü.Vahşi sulamadan (Salma sulama) vazgeçmeliyiz. Su zengini bir ülke değiliz.

Kirletiyoruz, kirletiyoruz, kirletiyoruz. Ne bulursak kirletiyoruz. Bugün dünya üzerinde biosferde (hava, su, toprak), 450.000 ton DDT olduğu tahmin edilmektedir.Ve bu bozulmamaktadır.Doğa sevecendir, ama aynı zamanda acımasızdır.Önemli olan doğaya çok zarar vermeden birlikte yaşamaktır. Çünkü geleceğimiz burada.Bunu başarmalıyız.

-Her şey zehirdir ve hiçbir şey zehir değildir; maddeyi zehirli kılan DOZ’dur. Toksikoloji (Zehir bilimi) kanunu.

-Biz bu toprakları atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan ödünç aldık (Kızılderili atasözü).

Sağlıklı gıdalar üretmek ve tüketmek dileğiyle..

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar