AKP'nin Tarım ve Hayvancılık Çözümü: İthalat
Oğuz Can Demirören

Oğuz Can Demirören

Meydan

AKP'nin Tarım ve Hayvancılık Çözümü: İthalat

21 Kasım 2017 - 23:27 - Güncelleme: 21 Kasım 2017 - 23:44

2002'den beri ülkede başarıyla yandaşlaştırılan medya ve iktidar yetkilileri bas bas 'Türkiye'nin iyiye gittiğini' bağırıyor. Her yıl dönemsel olarak Ecevit'in güya Clinton karşısında hesap verir şekilde durduğu fotoğrafların servis edilmesiyle başlayan süreç Erdoğan'ın 'ne kadar dik durduğunu gösteren' fotoğraflar eşliğinde ekonominin ne kadar iyiye gittiğini kanıtlayan propagandalarla halkın önüne ısıtılıp ısıtılıp konuluyor. 

Ülkedeki gidişhatın iyi olduğuna inanmayanlar, inananlar veya inanmak zorunda olanlar olduğu gibi yıllar içerisinde AKP'nin izlediği birçok başarısız politika halkın hemen hemen her kesimine muhakkak şöyle bir dokundu. Bu dokunuşun en bariz sonucunu 7 Haziran seçiminde gördük. AKP istediği oy potansiyelini yakalayamadı ve 1 Kasım'da bir daha sandık başına gittik. Bu tespite elbet ki katılmayanlar olacaktır ancak bana göre 7 Haziran halkın AKP'den bıkmışlığının, 1 Kasım ise toplumda olan 'Ya ekonomik istikrarsızlık başlarsa' sorusunun sonucudur. 

'Ekonomik istikrar' denilen kavram ülkemize sadece 'teğet geçmiş' olsa da halkın bir bölümü ısrarla 'ekonomik istikrar' olduğuna inanmakta. Her türlü kriz ortamından finansal olarak beslenmeyi başarabilen toplumun bir sınıfı için gerçek anlamda ekonomik istikrar olsa da kendisine ev, araba veya meta değeri taşıyan ancak tek seferde asla bir arada göremeyeceği parayı verip alamayacağı şeyler için borçlanıp ayda bin 400 liraya çalışan halk için ekonomik istikrardan söz etmek pek mümkün görünmüyor. Aynı AKP'nin politikaları gibi balon olan bu yaşam tarzı, yaşanacak bir ekonomik krizle yerle bir olacak ve halkı derbeder edecek bir borç batağından ötesi değil. Bu bağlamda aranan da zaten 'ekonomik istikrar'dan ziyade AKP giderse taksit ödeyemeyecek hale gelebiliriz korkusu. Hali hazırda AKP de bu korkudan iyi beslenmeyi bildiğinden bolca tek partili iktidar, başkanlık sistemi, koalisyonsuz hükümetten bahsediyor ve tutuşan Devlet Bahçeli'ye rağmen halkın oy verdiği partiyle temsil edilmesinin önüne geçip AKP'nin oylarını artırmaya yarayan seçim barajını destekliyor.

Tabii olarak AKP'nin korkuyla oy almasının devam etmesini sağlayacak önemli bir gereklilik de var; iktidarda tek başına olduğu süre boyunca güçlü, yanılmaz ve her şeyin yolunda gittiği imajını koruması zorunluluğu. Bunu basitçe izah etmek gerekirse Erdoğan'ın yaşadığı tüm sorunlar karşısında sorunu kendinde olmadığı algısını yaratmak için yaptığı 'kandırıldık' ve 'bunlar x lobilerinin (patates, biber, Dolar, Euro, fasulye, iç mihrak, dış mihrak) işi' açıklamaları, güçlü görünmek, adil bir yönetim sergilediklerini ve ülkede her şeyin yolunda gittiğini göstermek için de fırsat buldukça da 'ne kandırıldık ne de kandıran olduk' açıklaması yapması gösterilebilir. Zaten bu çerçeveden bakıldığında AKP'nin bakan ve yöneticilerinin hemen hemen hepsinin yaptığı 'her şey yolunda' veya 'yola sokacağız' açıklamaları da oldukça makul görünüyor. 

Ancak günü kurtarmaya, geleceği umursamamaya ve 'ortada bir sorun varsa bizden kaynaklı değil kandırdılar, onlar yapıyorlar'a dayalı AKP politikaları birçok noktada daha büyük sorunlar olarak karşımıza çıkıyor.

Buraya kadar yaptığım bu uzun girişin esas amacı tarım ve hayvancılıkta izlenen çözüm faciasına değinmek.

AKP'nin neredeyse her göreve gelen bakanı, sanki kendisinden önceki bakan kendi partisinden değilmiş gibi eleştirerek başladı. AKP'nin sorun bizden kaynaklı değil politikasının sonucu olan bu hareketlilik elbet ki Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba tarafından da gösterildi. Fakıbaba göreve geldiğinde 15 yıldır iktidarda kendilerinin olduğunu unutarak et fiyatlarının yüksekliğinden dem vurdu. Ülkenin tüm politikalarında olduğu gibi tarımın içerisinde bulunduğu politik ve ekonomik gidişatı net olarak görenler dahi bu çıkışın ardından bir 'acaba' dedi. Ancak Fakıbaba'nın ilk icraatı 'müslüman hassasiyeti' olan göçmenlere oynamak için dillerinden düşürmedikleri 'Aliya İzzetbegoviç'in kemiklerini sızlatacak şekilde Sırbistan'dan et ithal edileceğini açıklamaktı.

Hani düşünün AKP'nin iktidarda olduğu 15 yıldır tahminen 20 milyar TL'yi aştığı düşünülen 'damızlık düve primleri' nereye gitti, nasıl değerlendi belli değil. Şu an ortada kalan sadece Sırbistan'dan ithal edilen etler. AKP'nin başarısız tarım politikaları üst üste bindikçe oluşan kördüğümler sayesinde 'köylünün milletin efendisi olduğu' toplum düzeninden 'ithal et yiyen' toplum düzenine geçtik. Hükümetimizin 'günü kurtarma' politikası eşliğinde ithal ve ucuz eti ne kadar yiyebileceğimizi merak ediyorum.

İşin komik yanı, yani gerçekten konu üzerine kafa yorunca Fakıbaba'nın Sırbistan'ın Tarım Bakanı olmaması. Yani bu adamın Türkiye'de tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi için uğraşması, gelecekte bu başlıklar altında bulunan alanlarda sorunlar yaşanmaması için proje üretmesi beklenirken Sırbistan'dan et ithal etmeye karar vermesi.

Türkiye'de bir üreticinin ortalama bir kilo et üretmesinin maliyeti ortalama olarak 27 lira. Sırbistan'dan ithal et maliyeti 25 lira. 

Sorunun çözümü basit, hayvancının verdiği yemi üreten çiftçinin sırtına yüklenen mazottan alınan ağır vergi azaltılarak başlanacak. AKP'nin her sorun karşısında bir şeyleri satmak veya ithal etmek politikasından vazgeçilerek devletin adım adım nereye verdiğini bilerek kontrol ettiği teşviklerle tarım ve hayvancılık üretim politikası izlenecek.

Yoksa et ithal ettiğimiz Sırbistan'ın damızlık düveleri Türkiye'dekilerden sıhhatli ya da buğday ithal ettiğimiz Rusya'nın ovaları Türkiye'dekilerden bereketli değil.

Velhasıl kaldı ki çiftçiye 'ananı da al git' demiş, zeytinlikleri peşkeş çektirmiş, zeytinliklerini savunan yaşlı başlı insanların dayak yemesine seyirci kalmış, bütünşehir yasasıyla köyleri topraksız bırakmış bir hükümetten tarım ve hayvancılık çözümü olarak 'ithalat' beklemek yanlış olmaz.

Ama neyse ki et ithal etmekteki başarısını üretmekte bir daha gösteremeyeceğinden kuşku duyduğum güzel memleketimde sorunun kendilerinde olmadığını, kandırıldıklarını ve Türkiye'nin ekonomisinin çok iyiye gittiğini açıklayacak bir hükümet yetkilisi muhakkak bulunur. 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar