Oğuz Can Demirören

Oğuz Can Demirören

Meydan

2019'da Zor Görünüyor: Kılıçdaroğlu'ndan Önce Tabandaki Hizip Sesleri

13 Şubat 2018 - 12:45

CHP’nin kurultayı bitti bitmesine de CHP’nin tabanında 3-5 kafadan çıkan sesler bir türlü bitmek bilmedi. Kocasakal’ın Perinçek’in onayını da alan hamlesi gereken imzanın toplanamamasıyla baştan savuşturulsa da söylemleri küskün ve hırslı sözde partililer üzerinde etkisini koruyor. 

Kötünün iyisi olarak adlandırılan, parti tabanından yetişme Muharrem İnce’nin estirmeyi başardığı rüzgarı da arkalarına almaya çalışan bu partililer, kurultayda Kılıçdaroğlu’nun tekrar genel başkan seçilmesinin ardından hınçlarını sosyal medyada, içki masaları veya arka odalarda çıkarıyor. Kemalpaşa’da da bolca hakkında konuşulup çizilenlerle, birilerini istifaya çağırancılar, hep beraber istifa edelim diyenciler, “Kılıçdaroğlu’yla 2019’da kaybettik” söylemcileri sosyal medya üzerinden yarışıyor. 

***

Bu yazımı Kılıçdaroğlu iyinin iyisidir, kötünün iyisidir veya kötünün kötüsüdür tartışmasına hiç girmeden “iğneyi kendine çuvaldızı başkasına” tadında okumanızı tavsiye ederim. Çünkü bu yazıyı birilerini savunmak amacıyla değil, CHP’ye yönelik basit bir gözlemimin doğrultusunda “eleştirmek” amacıyla yazıyorum.

Kurultay öncesi delege sayısı hesabıyla isyan edenlerin bir kısmı sustu. Samimi şekilde durumu haksız bulanlar bir yana bir sonraki seçime kadar kendilerini bu konuda tutacaklarına emin olduğum kişiler, bu enerjiyi başka işlerde harcasaydı CHP’nin bugünkü durumu olmazdı. En basit örneğiyle “Ya biz şuradan şu kadar oy alıyoruz, delege sayısı şu, şurada az oy almışız delege sayısı yüksek” cümlesi yerine “yahu biz niye buradan bu kadar az oy alıyoruz” sorusunu bir yöneltebilselerdi, bugün yeri gelince yaptığı delege hesabına girişmek zorunda kalmayacaklardı.

CHP’de 8 seçim kaybetti istifa etsinciler de az değil ancak gel gör ki bu kişiler 12 Eylül’ün ardından kurulan CHP’nin hiçbir seçimi kazanamadığını atlıyor. Demek ki bunun Kılıçdaroğlu’yla alakası yok, CHP’nin uzun yıllardır seçimlerde aldığı oy oranı neredeyse hep benzer oranlar. Genel başkan değişiyor ancak bir şeyler hala aynı kalıyor ki CHP bunu başaramıyor. Kaldı ki Kılıçdaroğlu’nu istifaya çağıranların bir kısmı bu istifa çağrısı öncesi kaç yıllık partili olduklarını 

sıralıyor yani CHP sevdalarından dem vuruyor. Kısacası “8 seçim kaybetti, istifa etsin” diyenlerin büyük kısmı 8’den çok daha fazla başarısız seçim görmüş. Ancak ben tabandan birinin çıkıp “Yahu yaşadığımız ilçeyi ve genel seçimleri kaybettik, sorunun bir kısmı da bizim çalışmamamızdan kaynaklanıyor” deyip istifa edenine denk gelmedim. 

Önümüzde 2019 seçimleri... Erdoğan’ın CHP’ye yükleneceği sözler şimdiden belli; 

“8 seçim kaybetmiş genel başkan”

“Partinin tabanı da bunu istemiyor”

“Yahu senin partilin seni istemiyor”

Bu cümleleri Erdoğan ile aynı anda söyleyen partililerin olduğu bir parti değil seçim kazanmak, herhangi ilçe belediyesini zor kazanır.

***

Genel başkan her kim olursa olsun, sözde tabandan çıkan, eleştiriyi aşan, sosyal medyada veya kuytuda, köşede yapılan her “fitne” konuşması yarattığı hizip havasıyla CHP’ye oy kaybettirecektir. Çünkü bu eleştiriler 2019’da partiye ne katabilirim motivasyonundan çok başkası ne katamıyor üzerine kurulu. CHP’nin 2019’a böyle bir başlangıç yapması “partiyi düşündüğünü” söyleyerek gizli hizip yapanların söylediklerinin aksine partiye hiçbir yarar sağlamaz.

Muharrem İnce’li bir CHP çok daha fazla mı oy alacaktı? Daha mı adil olacaktı? Yoksa büyük bir atılım mı yapacaktı? Bu soruların hiçbiri İnce başa  geçmediği için cevaplanamaz. Kim bilir belki de daha iyi olacaktı. Kılıçdaroğlu’nun partiye ilk geldiği zamanı hatırlayın; Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı belgelerle gündem oluşturduğu günlerin ardından genel başkan koltuğuna oturmuş olması değişim rüzgarlarını nasıl estiriyordu? Sonuç olarak CHP’nin elinde olan hamur bu...

Tüm yazının özeti; tüm CHP’ye az yaldızlı laf, çok iş gerek.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar