Pembe
Filiz Yalçın

Filiz Yalçın

78

Pembe

03 Ekim 2017 - 11:58 - Güncelleme: 03 Ekim 2017 - 14:06

Aslı, 50’küsur yaşındayken “yasadışı örgüt propagandası” gerekçesiyle gözaltına alındı. Kızının canını yakacaklar endişesiyle beyin kanaması, hemen arkasından da kalp krizi geçiren baba, şimdilerde yaşamakta epeyce zorlanıyor. İşte o kocaman yürekli babaya, küsur yaşımdan sonsuz saygıyla…

PEMBE
18 basamaklı merdivenin başlarındaydı, çok mutlu görünüyordu, eteğinin ucunu tutmuştu, hafif eğilmişti tutulan etek ucuna doğru, kulak hizasındaki saçlarının kakülleri uçuşuyordu tüy uçuran rüzgarda; bir kolunda da annesinin kartona kumaş geçirerek yaptığı, epremiş, bir iki boncukla işlenmiş küçük bir çanta takılıydı.
-Halaaa, babam bana peempe şesmiye alacak!

Yeni gelen kardeşinin, kuşların kanadında ve kundakta saklayarak getirdiği şemsiye şeklindeki çukulata gibi değil ama, gerçek şemsiye. Orta yaşlı komşuya, annesi “Hala” dediği için o da öyle seslenirdi hep; dışarıdan merdivenle çıktıkları ahşap evlerinin alt kat komşusuydu Hala, ne olmuş bitmiş anlatırdı ona küçük kız.

O ay başı da, maaşını alan babası yine annesiyle oturmuştu masaya; kira, elektrik, su, pazar harcı, taksitler, babanın sigara parası ve ille de beslenemeyen annenin sütsüz memelerini takviye edecek hazır mama paraları ayrıldı. 20’li yaşlarını süren annenin gönlünden geçen o minik çiçekli elbiselik kumaş ve babanın Devlet Ana kitabını alabilmek hayali, yine bir başka maaşa kaldı. 

Hafta sonuydu, baba elini tuttu küçük kızın, çarşıya gidiyorlardı, sevinçten uçuyordu küçük kız, aylardır rüyalarında gördüğü şemsiye galiba yakınlarda bi’yerlerdeydi. Şemsiyecinin önüne geldiler, tam istediği gibi bir şemsiye, pembe hem de kıvrık sapı sedefli. Kalbi duracak gibi oldu 4 yaşını süren Aslı’nın. Dükkanın önünde baba kız tutulmuş, öylece bakıyorlardı vitrine. Baba bir vitrindeki şemsiyenin yanına iliştirilmiş kargacık burgacık rakamlara, bir cebindeki bozukluklara baktı; pazarlık gücü yaratacak kadar bir fark olsa deneyecekti, yeltenemedi.

-Tamam bunu gördük, biraz gezelim, belki biraz daha güzelini buluruz Aslı’cım.

Yok, tam istediği hatta tek istediği “peempe şesmiye” buydu ama babasının ileride gösterdiği noktada eğlenceli bir şeyler vardı, onunla seyirtti o tarafa, hoplayarak-zıplayarak baloncunun başına geldiler. Baba, cebinde kalan son bozuklukların toplamı kadar bir fiyatla balon satan adama doğru sürüklemişti kızını. 
Tavşan şeklindeki balon, kızın boyu kadardı, kartondan ayakları vardı ve salınarak yerde duruyordu, çok güzeldi.

-Hem de peempe…

-İkisini birden alamayız, paramız birisine yetiyor, şemsiyeyi sadece yağmurda kullanabilirsin, oysa balon öyle mi ya? Uyurken, yatağının yanında olur hep. Senin yerinde olsam, tavşan balonu alırdım, ne diyorsun?

Baba-kız, Kocaeli’nin dar sokaklı küçük çarşısından dönerlerken; koluyla zor kavradığı balonu ve onun mutlu kokusu içini coşturuyor ama Aslı’nın başı arkada-şemsiyede.

......

Aslı’nın başı arkada-kedide. Evinin penceresinin önünden akan Porsuk’a küçük kedinin düşme ihtimaline canı sıkılan Aslı, kahvesini sehpaya koyup, çalan zile kalkıyor.

-Annecim, çok açım, ne yiyim?

-Şu ayakkabılarını salonun ortasına fırlatmaktan vazgeç çocuğum; elini yıka önce, çıkar üstünü başını, hazırlıyorum ben.
İlkokulu bitirmek üzere çocuk; banyoya yöneldiğinde annesi de oraya buraya fırlattığı çantasını ve önlüğünü toparlayıp, söylenerek odasına götürüyor. Çorbayı ısıtmak üzere ocağa koyacakken, kapı zili yine.

-Bi’dakika, geldiim.

Kapıda bir kargocu genç var, İzmir’den gönderilmiş paket, babadan. Evin eksiklerini gelip gittikçe tespit eden anne babası, neredeyse her ay bir koli gönderiyor onlara. Aslı küçük-çıtır yeşil biberi çok sever, Eskişehir’de yok. Kolilere, o biberlerden de koyar annesi hep. Yardımlarını nezaketle yapmayı bilir anne baba, kızını ve torunlarını inciticek diye aklı çıkar. Kolide bir de zarf var, üzerinde Bay… çocuğun adı yazmaktadır. 

-Gel bak, deden ne göndermiş.

Çocuk hoplaya-zıplaya, kurulamadığı ellerinden sular aka aka gelip, zarfı açar.

-Yavrum hemen itiraz etme, “benim param var Dede” falan deme. Bu gönderdiğim para, annene alamadığım ve borcum olan pembe şemsiyenin parasıdır. Bu ağır yükten kurtulmama yardım ettiğin için teşekkür ederim. Anneciğinin izniyle, onu sana gönderiyorum; ne istiyorsan al diye, çocuklar istediklerini alabilsinler diye…
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar