Dayanışma
Filiz Yalçın

Filiz Yalçın

78

Dayanışma

13 Haziran 2017 - 12:56

Çocukluğumuzda anne-babalarımız fileyle giderdi pazara, bakkaldan fileyle dönerdi. Filenin içi görünürdü; yumurta filenin en üstündeki kesekağıdında, ekmek, limon, domates ve maydanoz açıkta, peynir yağlı kağıtta sarılı olurdu. Herkesin filesinde üç aşağı, beş yukarı aynı şeyler bulunurdu. Memurun maaş, işçinin haftalık zamanı, esnafa olan borç da ödendiği için; hemen her evin filesinde, birkaç gün süren-geçici çeşit artışı olurdu. Karpuz, elma, belki de 250 gram kıyma.

Bu herkesin birbirine benzer durumu, yazılı olmayan zımni anlaşmayla bağıtlı dayanışmayı da yerleştirmişti hayatlarımıza. Sokakta oynarken Nursel’in annesi hepimizi çağırır, salça sürülmüş ekmek verirdi, “at gibi koşturuyorsunuz, ne varsa? boğazınıza bi’lokma ekmek girsin” diye söylenerek; Mehmet’in annesi fırından yeni çıkarttığı poğaçaları tıkıştırırdı ağzımıza, oyunu bırakamadığımız için yakalamaya çalışırdı, peşimizden koşarak.

“Annem varsa 2 kişilik kahve istedi” diye boş fincanı uzatırdık komşu teyzeye, komşu teyzenin oğlu da bizim annemizden yine bir fincanla tuz isterdi öğleden sonra. Buzdolabı olanlar, yaz aylarıysa komşularına akşam yemeğine yakın buz götürürdü bir kaseyle. Televizyonu olan evler, bıkmadan-usanmadan aylar-yıllar boyu, misafire çay demlerdi her akşam, ajans saatlerinde. 

Bizi şekillendiren bu dayanışma kültürü, yaşamımızda daha sonra başka dayanışmaları da getirecekti ve biz devrimciliği öğrenirken, çocukluğumuzdaki gibi, sol memenin altındaki cevahire saklayacaktık bir-birlik-beraber olmayı.

Ne zaman kaybettik bu dayanışmayı?
Danışıklı döğüşlerde, darbelerde, sözde darbe kalkışmalarında; bu ülkede her zaman sol-sosyalistler, devrimciler, muhalifler, demokratlar, aydınlar, bilim adamları, sanatçılar ve edebiyatçılar zarar görürler. İktidarın, devletin, diktatörlüğün; geçici olarak birbiriyle ters düşmüş klikleri ya da başka projelerin hayata geçirilebilmesi için bu ters düşmelerin var-mış- sayıldığı senaryoların bütün faturası, işte bu kesimlere yani halka çıkartılır. Yönete-meye-nlerin krizleri, halkın sırtına yüklenir, diğer yüklerinin yanına.

Nuriye ve Semih Hoca’lar da, hiç ilgileri olmadıkları bir krizin sonunda, işleri ve öğrencileri ellerinden alındıktan sonra; kendileri ve kendileri gibi yüzlerce öğretmen için, tüm itiraz yollarını tükettikten sonra, açlık grevine başladılar. Her gün işkenceyle gözaltına alındılar, kimyasal gazlara boğuldular, aileleri ve sevdiklerinin devlet teröründen aldıkları payı izlediler. Sonunda da tutuklandılar. Şimdi sessizce ölüme yürüyorlar. Asla ölüme inandıkları için değil ama, yaşama çok inandıkları ve bu inanç için, bedenleri dışında feda edecekleri bir şeyleri olmadıkları için. Haksız-hukuksuz işlerinden edildikleri; eğitimleri, birikimleri, yaşamları hiçe sayıldığı için. Sessizce yürüyorlar çünkü kendi sesleri dışındaki birkaç kişinin dayanışma sesi, duyulmaya yetecek gürlükte değil, çok cılız; çok kısık bir radyodaki, nihavent şarkıyı dinlemek için kulak kabartıp-hiç duyamamak gibi.

Ne zaman kaybettik biz dayanışmayı?
68’in, o kahraman fırtına delikan-lı-larının çok ağır bedeller ödeyerek, akademik ders niteliğindeki dayanışmalarını; çocukluğumuzla birleştirmiştik oysa, filelerimizde toplamıştık, dost-düşman görmüştü, ilan etmiştik, dayanışmanın kitabını yazmıştık. Zifiri karanlık bir Eylül gününe kadar sürmüştü bu birikim. 

Darbe, 5000 insanımızı katletti, sürdü, hasta bıraktı, hücrelere tıktı, ailelerini dağıttı. Yılan yıldı, ama yılanların sayısı kayda değer değildi. 68, nasıl bir sabah seherinde 78’le yeniden ayağa kalktıysa, aynısı olacaktı. Su akar, yolunu bulurdu. Tanrılar bunu gördüler; yaptıkları toplu katliamı- darbeyi, bir asimilasyonla tamamlamaları gerekiyordu. Bu asimilasyon aracı, bu topraklarda ve bölgede her zaman geçer akçe-önemli argüman olan milliyetçiliği kaşımak ve dindar damarı beslemekti. Bunun için, sözde “sol”dan yararlandılar. Umutsuz, inançsız, yoldaşsız ve en önemlisi örgütsüz kalmış yılgınların bu eksik parçasını; din ve milliyet, tevekkül ve sınıfsal yönü olmayan/reddeden ezilmişlik tamamladı. Bu yama, arka bahçede solun kaybolmasını sağladı; devrim ve sosyalizm düşü olanlar, yaşamı ve dünyayı değiştirmeye-dönüştürmeye talip olanlar, bu amaç için devrimcilik yapanlar, onlarca yıl sonrasının güzel dünyasını örmeye çalışanlar, yıllarca geriye-çok geriye savruldular. Fileler kalktı, içi görünmeyen naylon torbalarda taşınan erzakları değişti; dilleri değişti, literatürleri, kültürleri, beğenileri, yetenekleri ve düşleri. Herkese “özgürlük” talebiyle, başörtüsüne özgürlük eylemlerinde dinci faşistlerle basın açıklamalarına vardı dayatılan savrulmuşluk. Son yıllarda, bu asimilasyon çalışması; dini günlerde, yerlerde, iftar saatlerinde yemekler yemeğe kadar vardı. Yetmedi; bu yemekler, açlık grevindeki devrimcilere adandı. Bedenini açlığa yatıran genç öğretmenlerin inançları ve dirençleri de o sofradaydı. Yetmedi; sessizce yendi, çıt çıkartmadan. Onlu yaşlarında kalan güzelim gezi çocuklarından, onların ileri cüretinden, geleneğimizde olan o müthiş dayanışma-komün kültüründen; kala kala anti-kapitalist (?) müslümanlar imzalı, gaz alıcı, asimile edici-gerici yeryüzü sofraları kaldı. Açlığa karşı yemek. 

Tanrıların projesi, onlar için olumlu sonuçlarını verdi, dikensiz gül bahçelerini yarattılar, itiraz eden çok az, ses çıkaran kalmadı;  ezilen-sömürülen emeğe karşı geliştirdiğimiz 40 yılın refleksi kayboldu, dayanışma yok oldu; bu bilinç ve cesaretle öğretmenlerimizin yavaş yavaş ölümünü izletiyorlar bize. 

Emekten, eşitlikten, özgürlükten, adaletten, vicdan ve merhametten yana olanlar yani bizlerin yapacağı tek şey ise yeniden hatırlamak,  özümüze dönmek, mücadeleyi kendi rotasına oturtmak, dayanışmayı örmek. “Dayanışma halkların inceliğidir” diyor bir dünya devrimcisi, mücadele edenlerin sesine ses vermektir bizim dayanışmamız.  Filesinde aynı şey olanlar, yani gücünü üretimden, ürettiğinden alan sınıfın insanları; dayanışma bugün NURİYE ve SEMİH Hoca’ların taleplerini yükseltmek ve bir adım dahi olsa ileri götürmekle mümkün.

Kaybettiğimiz dayanışma sokakta, hadi almaya!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar