Ali İhsan Doğan

Ali İhsan Doğan

Görünüm

Yolunu Arayan Ülke

30 Kasım 2018 - 11:42

Osmanlı’dan sonraki yeni Türkiye yüz yıla yakın zamandır yol arayışında.

    20. yüzyılda yaşanan iki büyük savaşın ardından dünya yeniden şekillenirken, geçen süre içinde bu talihsiz ülke nice badireler atlattı, nice kayıplar verdi, nice acılar yaşadı. On yılda bir peş peşe gelen askeri darbeler, sivil görünümlü darbe girişimleri ve siyasi entrikalarla savruldu.
    Aradan geçen yüz yılın sonunda yol arayışımız devam ediyor.  Nereden geldik, nereye doğru yol alıyoruz?
    İyiden kötüye doğru mu, daha kötü, karanlık günlerden aydınlıklara doğru mu?

    Kolayca yanıtını bulmak zor.

    Önceleri, yolun başında yokluk, yoksulluk, cehalet vardı, ama yeşeren, iyiye doğru yönelmiş umutlar da vardı. Olanı en iyi şekilde kullanma, olmayanı yoktan var etme heyecanı o günler için mutlu olmaya yetiyordu. O küçük, çocuksu mutluluklar yok olup gitti.

    O zamanlar sahip olmadığımız birçok şey bugün elimizin altında, yanı başımızda, ama mutlu değiliz. Sahiplendikçe, yedikçe doymayan yaratıklara dönmüşüz. Sahip olduklarımızın çoğu yabancıların elinde. Ekonomiyi ve toplumsal hayatı çekip çeviren sermaye, bankalarımız, şirketlerimiz, madenlerimiz, yollarımız, köprülerimiz, evlerimiz, arabalarımız büyük ölçüde küresel sermaye canavarlarının ipoteği altında.

    Kaybettiklerimiz yalnızca ekonomik varlıklarımız mı?

    Hayır, çok daha fazlası.
    Kaybedilenler, ne sadece krizdeki ekonomi ile elden çıkanlar, ne gittikçe büyüyen teröre verdiklerimiz, ne de siyasetin peşinde maceradan maceraya sürüklenen, her geçen gün daha da bozulan kamu düzenimiz.

    Ekonomi; biriken borç batağında, olmayanı tüketmenin, üretim yerine ranta koşmanın kısır döngüsünü yaşıyor.

    Kısa dönemde olmasa da orta vadede toparlanıp ayağa kalkabilir. Bu potansiyel henüz tükenmiş değil. Yeter ki rotamızı doğrultalım.

    Terör; ülke dışında, sessizce, küresel aktörlerin desteğinde bölgesel bir sorun haline dönüştürülmeye çalışılıyor. Daha büyük saldırıların hazırlığı içinde.

    İyi bir diplomasi, ülke geneline dönük demokratik düzenlemeler, daha teknik ve profesyonel güvenlik önlemleriyle minimum seviyelere indirilebilir.

    Başarılamayacak bir şey değil. Her şey bizim elimizde. Önemli olan niyet etmek.

    Siyaset; her şeyden öne geçen, mutlaka yeniden güncellenip arındırılması, temizlenmesi gereken kirletilmiş bir alan.

    Temizliği bir çırpıda, kolay olmasa da önümüzde yerel seçimler var. Sonrası için olumlu bir ışık yakılabilir. Bu da bizim, toplumun fertlerinin elinde.

    Bütün bu olumsuzlukların gerisinde, bu olumsuzluklardan beslenen, toplumun çoğunluğunun farkında olmadığı, önemsemediği son derece yaşamsal sosyal sorunlar yumağına doğru yol alıyoruz.

    Dünyada, bölgemizde ve ülkemizde olanları kayıtsızca seyredip suni gündemlere dalıyoruz.
    Mevcut zor yaşam koşulları içinde bireysel kurtuluş yolları arayıp, mümkünse etrafımızdaki rant pastasından pay almak için kılıktan kılığa şekil değiştiriyoruz.

    Felaketler, aksilikler kapımızı çalana kadar her şeye göz yumup, kulağımızı tıkıyoruz.

    Alt üst olan etik değerlerimizi, kişiliğimizi, ahlâkımızı, yaşam felsefemizi önemsemiyoruz.

    Hemen her şeye boş verip küçücük iç dünyalarımızla oyalanıyoruz.

    Her birimiz bir toplumun ayrı yönlere giden yolcuları gibiyiz. Birliğimiz, bütünlüğümüz darmadağın.

    Tıpkı sona doğru koşan, çökmekte olan bir ülkenin ruh halini yaşıyoruz.

    Şu an her şeyin başında gelen sorun; bu içine sürüklendiğimiz topyekun çöküntü.
    Dayanma gücümüz bir hayli fazla olsa da gittikçe tükeniyoruz.

    Yeni Türkiye yüz yıl önce kuruldu, ancak yol arayışımız sürüyor.

    Kurtuluş; aklın ve kalbin sesine, tükenmez mucizelerine göz, kulak verip yalanlar yerine doğruların, çarelerin peşine düşmekten geçiyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar